apc_Latn	tur	Merci!	Teşekkür ederim!
apc_Latn	tur	Merci!	Teşekkürler!
ara_Latn	tur	Nous devons trouver un autre chemin.	Başka yol bulmak zorundayız.
ara	tur	٠ دَرَسَ ابْنُ سِيناَ أَكْثَرَ مِنْ اثْنَيْ عَشَرَ عِلْماً	İbn Sînâ 12 den daha çok ilim tahsil etti.
ara	tur	ابتعد عن طريقي يا فتى.	Yolumdan çekil, delikanlı !
ara	tur	أتذكر رؤيتها في مكان ما.	Onu bir yerlerde gördüğümü hatırlıyorum.
ara	tur	اتركني وشأني.	Beni rahat bırak.
ara	tur	اتركه لي.	Onu bana bırak.
ara	tur	أترى الفرنسية صعبة؟	Fransızcayı zor buluyor musun?
ara	tur	أتساءل إن كان بينهما رابط.	Herhangi bir bağlantı olup olmadığını merak ediyorum.
ara	tur	أتساءل متى سيتقاعد "توم"؟	Tom'un ne zaman emekli olacağını merak ediyorum.
ara	tur	أتعلم العربية.	Arapça öğreniyorum.
ara	tur	اتفقت معه على هذه النقطة	Ben o konuda onunla anlaştım.
ara	tur	أتمنى لك يوماً طيباً.	İyi günler.
ara	tur	اتهم توم ماري بأنها سارقة.	Tom, Mary'yi hırsız olmakla suçladı.
ara	tur	أتود مشاهدة التلفاز؟	Televizyon seyretmek istiyor musun?
ara	tur	أجري تجربة لبناء دولة من الصفر.	Sıfırdan bir ülke yaratmada bir deney gerçekleştirin.
ara	tur	أُجلت رحلتهم بسبب هطول المطر.	Yağmur nedeniyle onların gezisi ertelendi.
ara	tur	أحاول منع توم من الوقوع في نفس الأخطاء التي وقعت فيها.	Tom'u benim yaptığım aynı hataları yapmaktan durdurmaya çalışıyorum.
ara	tur	أحب الأفلام.	Filmleri severim.
ara	tur	احب البنات	Kızları severim.
ara	tur	أحب اللغات السلافية.	Slav dillerini seviyorum.
ara	tur	أحب اللّغة العربية.	Arapça'yı seviyorum.
ara	tur	أحب المفاجئات.	Sürprizleri severim.
ara	tur	أحب الورد الأحمر.	Ben kırmızı gülleri severim.
ara	tur	أحب الورود الحمراء.	Ben kırmızı gülleri severim.
ara	tur	أحب أن أرقص.	Dans etmeyi severim.
ara	tur	أحب أن أقرأ الكتب.	Kitap okumayı severim.
ara	tur	أحب تجربة السيارات الجديدة.	Yeni arabaları denemeyi severim.
ara	tur	أحبك و أريد أن أتزوجك.	Sana aşığım ve seninle evlenmek istiyorum.
ara	tur	أحبك و أريد أن أتزوجك.	Seni seviyorum ve seninle evlenmek istiyorum.
ara	tur	أحب لعب التنس والغولف.	Tenis ve golf oynamaktan hoşlanırım.
ara	tur	أحتاج لتوقيع توم.	Tom'un imzasına ihtiyacım var.
ara	tur	أحتاج للوحة مفاتيح.	Bir klavyeye ihtiyacım var.
ara	tur	أحسنت عملا!	Aferin!
ara	tur	أخذت موعداً مع الطبيب عند الرابعة.	Saat dörde doktordan randevu aldım.
ara	tur	أخذ توم شيئا ما من فوق الأرض.	Tom, zeminden bir şey aldı.
ara	tur	إذا خرجت الكلمة من القلب دخلت في القلب و إذا خرجت من اللسان لم تتجاوز الاذن.	Söz kalpten çıkarsa kalbe kadar gider, dilden çıkarsa kulağı aşamaz.
ara	tur	إذا كان الكلام من فضة فالسكوت من ذهب.	Söz gümüşse, sükut altındır.
ara	tur	اذكر كل عضو باسمه.	Her üyeyi adıyla dile getir.
ara	tur	إذهب إلى هناك الآن.	Şimdi oraya gidin.
ara	tur	اذهب أنت أولاً.	Siz önce gidin.
ara	tur	أراد بوب أن يحتفظ بالثعلب في المنزل.	Bob Tilkiye evde bakmak istedi.
ara	tur	أرادت ليلى مغادرة السيارة	Leyla arabadan inmek istedi.
ara	tur	أراد توم التوضيح ولكن ماري لم تدعه.	Tom açıklamak istedi fakat Mary ona izin vermedi.
ara	tur	أراد توم أن يُجرب شيئا مختلفا.	Tom farklı bir şey denemek istedi.
ara	tur	أراد توم أن يذهب إلى الشاطئ معنا.	Tom bizimle sahile gitmek istedi.
ara	tur	أراد توم أن يلتقي بك في المكتبة.	Tom kütüphanede seninle tanışmak istedi.
ara	tur	أراد توم تعلم الغناء باللغة الفرنسية.	Tom, Fransızca şarkı söylemeyi öğrenmek istedi.
ara	tur	أراد توم تعلُّم بعض الأغاني الفرنسية.	Tom bazı Fransızca şarkıları öğrenmek istedi.
ara	tur	أراد توم شراء معطفٍ من الفروِ لماري.	Tom, Mary için bir kürk palto almak istedi.
ara	tur	أراد توم فتح مطعمه الخاص.	Tom kendi restoranını açmak istedi.
ara	tur	أردت أن أضربه و لكنه هرب مني.	Ona vurmak istedim ama benden kaçtı.
ara	tur	أردت تحسين نطقي باللغة الانجليزية	İngilizce telaffuzumu iyileştirmek isterdim.
ara	tur	اركض من مدينة الى آخرى , وأذهب من قرية الى أخرى لكن لا اتحرك ابداً " الطريق "	"Şehirden şehire koşarım, köyden köye giderim fakat hiç hareket etmem." "Yol."
ara	tur	أريد إضافة بعض الملاحظات	Birkaç not eklemek isterim.
ara	tur	اريد التحدث معها على انفراد.	Onunla yalnız konuşmak istiyorum.
ara	tur	أريد أن أبدله	Onu değiştirmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أتزوج منها.	Onunla evlenmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أذهب إلى أمريكا في يوم من الأيام.	Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أشعر بالأهمية	Önemli hissetmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أصير مغنّيًا.	Şarkıcı olmak istiyorum.
ara	tur	أريد أن أعرف المزيد عما حدث لتوم.	Tom'a ne olduğu hakkında biraz daha bilmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أعرف في أي وقت علي أن أقلّ توم.	Sadece Tom'u ne zaman almam gerektiğini bilmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أعرف مع من يتوجب علي أن أتكلم.	Kiminle konuşmam gerektiğini bilmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أغير وظيفتي	İş değiştirmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أقول وداعا	Veda etmek istiyorum.
ara	tur	أريد أن أنام الآن.	Şimdi uyumak istiyorum.
ara	tur	أريد أن أنتحر	İntihar etmek istiyorum.
ara	tur	أُرِيدُ أَن تَذهَبَ مَعي.	Benimle birlikte gitmeni istiyorum.
ara	tur	أريد تغيير حياتي	Hayatımı değiştirmek istiyorum.
ara	tur	أريد شخصا يمكنه التحدث باللغة الفرنسية.	Fransızca konuşabilen birini istiyorum.
ara	tur	أريدك ان تجدها.	Onu bulmanı istiyorum.
ara	tur	اريد لقاء والدك	Ben babanı görmek istiyorum.
ara	tur	ازعج دان ليندا بمكالماته المستمرة.	Dan sürekli aramalarla Linda'yı rahatsız etti.
ara	tur	أساهم في هذا المنتدى كل يوم.	Neredeyse her gün bu foruma katkıda bulunuyorum?
ara	tur	أستاذنا بالحقيقة مغفل	Öğretmenimiz gerçek bir idiot.
ara	tur	استدان من رفقائه	Arkadaşından ödünç para aldı.
ara	tur	أستطيع الذهاب بالقطار.	Trenle gidebilirim.
ara	tur	استطيع القراءة بدون النظارات.	Ben gözlüksüz okuyabilirim.
ara	tur	إستعجل! نحن ننتظرك.	Acele et! Seni bekliyoruz.
ara	tur	استمر توم بالمشي.	Tom yürümeye devam etti.
ara	tur	استمر خطابه لثلاثة ساعات.	Onun konuşması üç saat sürdü.
ara	tur	أَسَّسَ اْلشَّرِيفُ النَّاظِمَ فِي اْلبَلْدَةِ.	Şerif, kasabada düzen tesis etti.
ara	tur	أسقط توم الحاوية من الرافعة دون قصد.	Tom konteyneri kazara vincinden düşürdü.
ara	tur	إسمي توم.	İsmim Tom.
ara	tur	اسمي جاك.	Benim adım Jack.
ara	tur	اسمي شو.	Adım Shu.
ara	tur	إشتريتُ ساعةً وأضعتها في اليومِ التالي.	Bir saat aldım, sonraki gün kaybettim.
ara	tur	اشتريت سيارة جديدة الاسبوع الماضي.	Geçen hafta yeni bir araba satın aldım.
ara	tur	أشتريت مجلة لها .	Ona dergi aldım.
ara	tur	إشترىته عشر دولار	Onu on dolara aldım.
ara	tur	اشترى توم شرابا من آلة البيع الآلي.	Tom otomatik satış makinesinden bir içki satın aldı.
ara	tur	اشترى توم هاتفا جوالا.	Tom bir cep telefonu aldı.
ara	tur	اشترى لي أبي هذه القبعة.	Bu şapkayı bana babam satın aldı.
ara	tur	إشتقت إليك كثيرا !	Seni çok özledim.
ara	tur	أشعر بالانتعاش	Yenilenmiş hissediyorum.
ara	tur	أشعر بالتعب	Yorgun hissediyorum.
ara	tur	أشعر بالسعادة	Mutlu hissediyorum.
ara	tur	أشعر بالضياع	Kaybolmuş hissediyorum.
ara	tur	أشعر بألمك	Acını hissediyorum.
ara	tur	أشعر دائما بالتعب.	Sürekli üzerimde bir yorgunluk hissediyorum.
ara	tur	"أشكرك على مساعدتك لي" "لا شكر على واجب."	"Bana yardım ettiğiniz için teşekkür ederim." " Bir şey değil."
ara	tur	أصبحت بالغ الآن	Artık bir yetişkinim.
ara	tur	أصبحت صديق توم.	Tom ile arkadaş oldum.
ara	tur	أصبح رئيسا للشركة في سن الثلاثين.	Otuz yaşında şirkete müdür oldu.
ara	tur	اضطررنا أن نؤجل جولتنا .	Gezimizi ertelemek zorunda kaldık.
ara	tur	أضعت طريقي.	Kayboldum.
ara	tur	أطفأت المذياع.	Radyoyu kapattım.
ara	tur	أظن أن أعياد الميلاد مهمة.	Doğum günlerinin önemli olduğunu düşünüyorum.
ara	tur	أظن أن شجرة السنديان هذه هي الأكثر تعميرا في هذه الجزيرة.	Sanırım bu, bu adadaki en yaşlı meşe ağacı.
ara	tur	أظن أن قاطع تلك الأشجار كان "توم".	Sanırım o ağaçları kesen kişi Tom'du.
ara	tur	أظن أنكم كلكم مخطئون.	Bana kalırsa hepiniz hatalısınız.
ara	tur	أظن أنك يجب أن تفعله.	Bence yapmalısın.
ara	tur	اظن اننا أقارب	Sanırım biz akrabayız.
ara	tur	اظن انني فعلت هذا على الأقل مئة مرة	Bunu en az yüz kere yaptım, sanırım.
ara	tur	أظن انه يجب ان يذهب	Sanırım gitmem gerekiyor.
ara	tur	أظن أني أضعت قبل قليل جواز سفري.	Sanırım az önce pasaportumu kaybettim.
ara	tur	أعتقد أن عيناك جميلة جدّا.	Bence gözlerin çok güzel.
ara	tur	اعتقد غير ذلك.	Ben daha farklı düşünüyorum.
ara	tur	اعذرني على التأخير.	Geç kaldığım için özür dilerim.
ara	tur	أعرف أنني أستحق هذا.	Bunu hak ettiğimi biliyorum.
ara	tur	اعطني فرصة!	Bana bir şans ver!
ara	tur	أعطني نصف كيلو من التفاح.	Bana yarım kilo elma verin.
ara	tur	أعلم أن وقت الرحيل قد حان و لكنّي أريد البقاء فترة أطول.	Gitme zamanı olduğunu biliyorum ama biraz daha kalmak istiyorum.
ara	tur	أعلن مصطفى كمال أتاتورك قيام الجمهورية التركية في سنة 1923 م.	Mustafa Kemal Atatürk, 1923'te Türkiye Cumhuriyetini ilan etti.
ara	tur	أعيش في بيت عائلتي .	Aileme ait olan evde yaşıyorum.
ara	tur	أفرغ جيبك	Ceplerini boşalt.
ara	tur	أفرغ جيوبك	Ceplerini boşalt!
ara	tur	أفضل الخروج على تصفح الفيسبوك.	Facebook'ta kalmaktansa dışarı gitmeyi tercih ederim.
ara	tur	افعل.	Yap!
ara	tur	افعل ما تحب.	Sevdiğin şeyi yap.
ara	tur	أقسم أنني لم أفعل أي شيء.	Yemin ederim, ben bir şey yapmadım.
ara	tur	أقفز من غصن الى غصن و أتعلق من ذيلي " القرد "	"Daldan dala atlarım, Kuyruğumdan sarkarım." "Maymun."
ara	tur	أقلت شيئا كان ينبغي علي أن لا أقوله؟	Söylememem gereken bir şey mi söyledim?
ara	tur	أقلّ توم ماري من المطار.	Tom havaalanında Mary'yi aldı.
ara	tur	اكتشفت اليوم أن هناك فيلم اسمه "الروس قادمون!" الروس قادمون!	Bugün "Ruslar geliyor! Ruslar geliyor!" adında bir filmin olduğunu keşfettim.
ara	tur	اكتشفنا كلمة المرور بسهولة	Parolayı kolaylıkla öğrendik.
ara	tur	الأب هناك	Baba orada.
ara	tur	ألا تتذكر إسمي؟	İsmimi hatırlamıyor musun?
ara	tur	ألا تريد مشاهدة التلفاز؟	Televizyon seyretmek istemiyor musun?
ara	tur	الإثنين هو يوم رمي الزبالة	Pazartesi çöp günüdür.
ara	tur	الأرض كروية.	Dünya yuvarlaktır.
ara	tur	الأسد ملك الحيوانات.	Aslan, hayvanların kralıdır.
ara	tur	الاسعار تنخفض	Fiyatlar iniyor.
ara	tur	الأسلحة النارية ليست من يقتل البشر. البشر هم من يقتل البشر.	Silahlar insanları öldürmez. İnsanlar insanları öldürür.
ara	tur	"الآن أنا حزينة، بلا أمل، هو سعيد ومتفائل" عائشة جوقلب - وداعا	Şimdilerde ben mutsuz, umutsuz; o mutlu ve umutlu.
ara	tur	الآن انت مدينن لي	Şimdi bana borçlusun.
ara	tur	الانتظار أشد من النار.	Beklemek ateşten beterdir.
ara	tur	الانتظار أشد من النار.	Beklemek ateşten daha yakıcıdır.
ara	tur	الآن حان وقت الموت	Şimdi ölme zamanı.
ara	tur	الإنسان لديه القدرة على الكلام.	İnsan konuşma yetisine sahiptir.
ara	tur	البابُ لم يَكنْ مفتوحاً.	Kapı açık değildi.
ara	tur	البارحة كان يوم الخميس.	Dün perşembeydi.
ara	tur	البدو يعيشون في الصحراء.	Bedeviler çölde yaşar.
ara	tur	البعض يحب أن يكافئ نفسه، وأن لا ينتظر هدية من أحد.	Bazıları kimseden hediye beklemeden kendisini ödüllendirmeyi sever.
ara	tur	البعض يحبون القطط، والبعض الآخر يفضل الكلاب.	Bazı insanlar kedileri sever ve diğerleri köpekleri tercih eder.
ara	tur	التاريخ يعيد نفسه.	Tarih tekerrürden ibarettir.
ara	tur	التقينا في الثانية بعد الظهر.	Öğleden sonra 2 de görüştük.
ara	tur	التوقعات قاتمة.	Görünüm kasvetli.
ara	tur	الثقة بالنفس مفتاح النجاح.	Kendine güven başarının anahtarıdır.
ara	tur	الجزائريون والأتراك إخوة.	Cezayirliler ve Türkler kardeştir.
ara	tur	الجليد صلب	Buz katıdır.
ara	tur	الجميع يحبها.	Herkes ondan hoşlanıyor.
ara	tur	الجنة تحت أقدام الأمهاتكم.	Cennet annelerin ayakları altındadır.
ara	tur	الجو اليوم شديد الحرارة.	Bugün hava çok sıcak.
ara	tur	الجو بارد جدا فى استانبول.	İstanbul'da hava çok soğuk.
ara	tur	الحرّيّة لكردستان!	Özgür Kürdistan!
ara	tur	الحصان حيوان.	At bir hayvandır.
ara	tur	الحكول يضر الكبد	Alkol karaciğere zarar verir.
ara	tur	الْحَمْدُ لله !	Allah'a hamd olsun
ara	tur	الرياضات الشتوية محبوبة جداً في بلدنا.	Kış sporları ülkemizde çok revaçtadır.
ara	tur	الزهايمر مرض يحصل ببطئ وبدون الشعور به	Alzheimer hastalığı yavaşça ve hissedilmeden oluşur.
ara	tur	الزواج هو إلتزام لمدى الحياة.	Evlilik ömür boyu sadakattir.
ara	tur	السكوت علامة الرضا.	Sessizlik rızayı işaret eder.
ara	tur	السويد دولة إسكندنافية.	İsveç bir İskandinav ülkesidir.
ara	tur	السياحة ممتعة	Seyahat etmek eğlencelidir.
ara	tur	الشتي، اكتر فصل بحبه	Kış benim gözde mevsimimdir.
ara	tur	الشرطي قال لهم قفوا	Polis onlara "Dur" dedi.
ara	tur	الصحة على مايرام	Sağlığı iyiye gidiyor.
ara	tur	الصحة كنز لا يعرف قيمته إلا المرضى.	Sağlık hazineye benzer, kıymeti ise hasta olduğunda anlaşılır.
ara	tur	الصين أكبر مُنتِج للأُرز في العالم.	Çin dünyanın önde gelen pirinç üreticisidir.
ara	tur	الطائرة تحط	Uçak iniyor.
ara	tur	الطريق في حالة سيئة	Yol çok kötü durumda.
ara	tur	الطقس اليوم شديد الحرارة.	Bugün hava çok sıcak.
ara	tur	الطلبة لن يذهبوا إلى المدرسة اليوم.	Öğrenciler bugün okula gitmeyecek.
ara	tur	العجلة من عمل الشيطان.	Acele işe şeytan karışır.
ara	tur	العربية ليست لغة صعبة.	Arapça zor bir dil değil.
ara	tur	العيش مع توم أمر ليس بسهل.	Tom'la yaşamak kolay değil.
ara	tur	الغريق يعانق الأفعى.	Denize düşen yılana sarılır.
ara	tur	الفتاة التي تتحدث مع توم هي ماري	Tom'la konuşan kız Mary'dir.
ara	tur	الفتاة التي ترتدي فستانا أبيضا هي أختي.	Beyaz elbise giymiş kız, benim kız kardeşimdir.
ara	tur	الفنان موهوب.	Sanatçı yetenekli.
ara	tur	القانون والسياسة هما شيئان مختلفان.	Hukuk ve siyaset birbiriyle çelişir.
ara	tur	القشة التي قصمت ظهر البعير.	Bardağı taşıran son damla.
ara	tur	القط ينام على الطاولة.	Kedi masanın üzerinde uyuyor.
ara	tur	ألقي القبض عليك لتجاوزك على الممتلكات.	İzinsiz girdiğin için tutuklusun.
ara	tur	ألقيت نظرة داخل الغرفة و لم أرى أحدا.	Odanın içine göz attım, kimseyi göremedim.
ara	tur	الكحول في ألمانيا رخيص	Alkol Almanya'da da ucuzdur.
ara	tur	الكلاب تنبح، والقافلة تسير.	İt ürür, kervan yürür.
ara	tur	اللغات الهندية والأردية لغة واحدة.	Hintçe ve Urduca bir dildir.
ara	tur	اللغة الاوكرانية ذات نغمة موسيقية	Ukrayna dili çok melodiktir.
ara	tur	الله أكبر!	Allah en büyüktür.
ara	tur	الله وحده يعلم.	Sadece Allah bilir.
ara	tur	المعذرة . لم أكن اعلم انك مازلت هنا .	Affedersin, hala burada olduğunu bilmiyordum.
ara	tur	المعلم فقد وظيفته لأنه كان يوبخ الطلاب مرتكبي الأخطاء بقسوة.	Muallim talebelerini zalimane tazir ettiği için işini kaybetti.
ara	tur	المعنى المجازي للوقح هو الذي لا يخجل , عدم الحياء , لا يستحي , عديم الناموس	Yüzsüzün mecaz anlamı; utanmaz, sıkılmaz, çekinmez, arsız demektir.
ara	tur	المنزل صغير لكنه جميل.	Ev küçük ama güzel.
ara	tur	الموسيقى لغة العالم	Müzik uluslararası dildir.
ara	tur	النظرية النسبية عند البيرت انشتاين من اشهر النظريات في العالم	Albert Einstein'ın Görelilik Teorisi dünyadaki en ünlü formüldür.
ara	tur	إلى الآن أنت لا تعلم حتى أين نحن ذاهبون.	Henüz nereye gittiğimizi sen bile bilmiyorsun.
ara	tur	إلى أين تذهبين؟	Nereye gidiyorsunuz?
ara	tur	أليس لديك بعض المال؟	Biraz paran var mı?
ara	tur	أليس معك بعض النقود؟	Biraz paran var mı?
ara	tur	إلى ماذا تنظر؟	Neye bakıyorsun?
ara	tur	إلى ماذا تنظر؟	Neye bakıyorsunuz?
ara	tur	اليوم الإثنين.	Bugün Pazartesi.
ara	tur	اليوم هو الأحد.	Bugün pazar.
ara	tur	اليوم هو اول يوم في المدرسة	Bugün okulda ilk günü.
ara	tur	اليوم هو اول يوم من ايام المدرسة	Bugün onun okulunun ilk günü.
ara	tur	اما كل شيء او لا شيء	Ya hep ya hiç.
ara	tur	أمسك "توم" بيد "ماري" تحت الطاولة.	Tom, Mary'nin elini masanın altında tuttu.
ara	tur	أملك بيتاً في الجبال.	Dağlarda bir evim var.
ara	tur	أملك قطة وكلب. القطة سوداء و الكلب أبيض.	Kedim ve köpeğim var. Kedim siyah, köpeğim ise beyazdır.
ara	tur	أمي تكبر أبي عمراً.	Annem babamdan daha büyük.
ara	tur	أمي تكبر أبي عمراً.	Annem babamdan daha yaşlı.
ara	tur	أمي، قلت لأبي وأختي أنا سنخرج في عطلة مع بعضنا.	Annem, babam ve kız kardeşim ile birlikte tatile çıkacağımızı onlara söylemiştim.
ara	tur	أنا أبحث عن توم.	Tom'u arıyorum.
ara	tur	أنا أبوك.	Ben senin babanım.
ara	tur	انا اتعلم العربي	Arapça öğreniyorum.
ara	tur	أنا أتمشى مع أولادي في الحديقة.	Çocuklarımla parkta yürüyorum.
ara	tur	أنا أحب الشمس.	Güneşi seviyorum.
ara	tur	أنا أحب اللغة التركية كثيراً.	Türkçeyi çok seviyorum.
ara	tur	أنا أحب اللغة اليابانية كثيراً.	Japonca’yı çok seviyorum.
ara	tur	أنا أحبُّ أنْ أدرسَ اللغاتَ الأجنبيةَ.	Yabancı dillere çalışmayı severim.
ara	tur	أنا أدرسُ.	Öğretiyorum.
ara	tur	أنا أدرسُ!	Sonunda!
ara	tur	أنا أدرس اللغة الفارسية.	Fars dili okuyorum.
ara	tur	أنا أزرع الفاصولياء في حديقتي	Bahçemde fasulye ekiyorum.
ara	tur	أنا أشرب القهوة	Kahve içiyorum.
ara	tur	أنا أعرف أن أتزلج.	Ben nasıl kayacağımı biliyorum.
ara	tur	أنا أعمل في بلدة بالقرب من روما.	Ben, Roma'ya yakın bir yerleşim yerinde çalışıyorum.
ara	tur	أنا إقترضت هذا الكتاب منه.	Bu kitabı ondan ödünç aldım.
ara	tur	انا اقف بين شوق اثنين واجعلهم يتكلمون فمن اكون ؟ . "الهاتف "	"Ben iki hasretlinin arasında dururum. Onları konuştururum." "Telefon."
ara	tur	أَنَا أَكْبَرٌ سِناً مِنْ أَخِيكَ.	Ben senin erkek kardeşinden daha yaşlıyım.
ara	tur	أنا أكثر طولاً.	Ben daha uzun boyluyum.
ara	tur	أنا أكره جيراني.	Komşularımdan nefret ediyorum.
ara	tur	أنا العب مع أصحابي.	Arkadaşlarımla oynuyorum.
ara	tur	أنا امرأة قوية.	Ben güçlü bir kadınım.
ara	tur	أنا بالغ	Ben bir yetişkinim.
ara	tur	أنا بالغ	Ben yetişkinim.
ara	tur	أنا تعب من مشاهدة التلفاز	Televizyon seyretmekten bıktım.
ara	tur	أنا جائع.	Ben açım.
ara	tur	أنا حامل.	Ben hamileyim.
ara	tur	أنا حزين جداً اليوم.	Bugün çok mutsuzum.
ara	tur	انا سوف اشتري لحم وجبنة وبندورة	Ben et, peynir ve domates satın alacağım.
ara	tur	أنا عبقري مستقر جدا.	Ben çok dengeli bir dâhiyim.
ara	tur	أنا عداء.	Koşucuyum.
ara	tur	أنا غاضب!	Sinirlendim!
ara	tur	أنا في المكتبة.	Ben kütüphanedeyim.
ara	tur	أنا في قاعة الإنتظار.	Bekleme salonundayım.
ara	tur	أنا قاس	Ben katıyım.
ara	tur	انا لا اجعلك تعمل شيء	Sana bir şey yaptırmıyorum.
ara	tur	أنا لا أعرف احدا من إخوته.	Onun erkek kardeşlerinden herhangi birini tanımıyorum.
ara	tur	أنا لا أعرف مفتاح النجاح، لكن مفتاح الفشل هو محاولة ارضاء الجميع .	Ben başarının anahtarını bilmiyorum ancak başarısızlığın anahtarı herkesi hoşnut etmeye çabalamaktır.
ara	tur	أنا لا أفاوض.	Ben görüşmem.
ara	tur	أنا لا أفكر أن ذلك مهم.	Bunun önemli bir şey olduğunu düşünmüyorum.
ara	tur	أنا لا آكل.	Yemiyorum.
ara	tur	إن الحاسوب في المكتبة.	Bilgisayar kütüphanededir.
ara	tur	ان الرجال هم سبب عدم حب النساء لبعضنّ البعض	Kadınların birbirlerini sevmemelerinin nedeni erkeklerdir.
ara	tur	أنا لست بخبير.	Ben uzman değilim.
ara	tur	أنا لست جائعا على الإطلاق.	Ben hiç aç değilim.
ara	tur	أنا لست خبيرا.	Ben uzman değilim.
ara	tur	إن النساء يغيرن العالم.	Dünyayı kadınlar değiştirecek.
ara	tur	أنا متأكد من أن توم لم ينسَ وعده.	Tom'un sözünü unutmadığından eminim.
ara	tur	أنا مترجم	Ben bir tercümanım.
ara	tur	أنا متعب.	Ben yorgunum.
ara	tur	أنا متعب. أعتقد أنني سأخلد إلى السرير.	Çok yorgunum; Sanırım yatacağım.
ara	tur	أنا متعبة جدا اليوم.	Bugün çok yorgunum.
ara	tur	أنا مُرهق.	Çok yoruldum.
ara	tur	أنا مريض.	Hastayım.
ara	tur	أنا مستعد للأسوء	En kötüsüne hazırım.
ara	tur	أنا مشغول مثل النحلة	Bir arı gibi meşgulüm.
ara	tur	انا مضطر أن أؤجل الاجتماع.	Toplantıyı ertelemek zorundayım.
ara	tur	أنا ممتنع عن شرب الكحول	İçmekten kaçınırım.
ara	tur	أنا ممتن لك لاستضافتك إياي في الحفلة.	Beni partiye davet ettiğin için minnettarım.
ara	tur	أنا من أُستراليا.	Ben Avustralyalıyım.
ara	tur	انا مهتم بالأدب الامريكي.	Amerikan Edebiyatı ile ilgileniyorum.
ara	tur	أنا نادم	Pişmanım.
ara	tur	أنا هنا كصديق.	Arkadaş olarak buradayım.
ara	tur	أنا وتوم هنا لمساعدتك.	Tom ve ben size yardımcı olmak için buradayız.
ara	tur	أنت بالغ	Sen bir yetişkinsin.
ara	tur	انتبه الى حقائبي	Valizlerime dikkat et.
ara	tur	أنت بيضاء كالورق.	Bir çarşaf kadar beyazsın.
ara	tur	أنت تتلاعب بي.	Beni manipüle ediyorsun.
ara	tur	أنتَ تكره_ أنتِ تكرهين أفلام الرعب، أليس كذلك؟	Sen korku filmlerini sevmiyorsun, değil mi?
ara	tur	أنت تهزأ بي,أليس كذلك؟	Benimle alay ediyorsun, değil mi?
ara	tur	انت حياتي.	Hayatımsın.
ara	tur	أنت صديق رائع.	Sen harika bir arkadaşsın.
ara	tur	انتظرت توم لوقت طويل.	Uzun süre Tom'u bekledim.
ara	tur	انتظرني	Bekle beni!
ara	tur	أنت عرضة للنسيان.	Unutkanlığa yatkınsın.
ara	tur	أن تعيش هو أن تشعر	Yaşamak hissetmektir.
ara	tur	أنت في القطار الخطأ.	Yanlış trendesin.
ara	tur	أنت قاس	Sen katısın.
ara	tur	انتقم لموت أبيه.	Babasının ölümünün intikamını aldı.
ara	tur	أنت كريمٌ جداً.	Çok cömertsin.
ara	tur	أنتُما الإثنان تعالا إلى هنا.	Siz ikiniz buraya gelin.
ara	tur	انت مخطئ في هذه الحالة	Bu durumda, sen yanılıyorsun.
ara	tur	انت مخطئ في هذه الحالة	Bu durumda yanılıyorsunuz.
ara	tur	أنت مصور ذكي.	Sen zeki bir fotoğrafçısın.
ara	tur	أنتم في القطار الخطأ.	Yanlış trendesiniz.
ara	tur	انت نور عيوني ... وتاج راسي.	Gözümün nuru, başımın tacısın.
ara	tur	انتهى المؤتمر عند الخامسة.	Konferans saat beşte bitti.
ara	tur	أنتَ يمكنك الرقص, أليس كذلك؟	Dans edebilirsin, öyle değil mi?
ara	tur	أن جد ممتن لمساعدتك	Yardımınız için size çok minnettarım.
ara	tur	أنجزت مهمتها.	O, vazifesini yaptı.
ara	tur	انشر الخبر	Haberi yay!
ara	tur	أنظر إلى الخارطة.	Haritaya bakıyorum.
ara	tur	انظر إلى الصورة.	Resme bak.
ara	tur	إنك لا تنصت مطلقاً. من الأفضل لي أن أتحدث إلى الجدار.	Asla dinlemiyorsun. Duvara konuşsam daha iyi.
ara	tur	إنّما الأعمال بالنيّات	Ameller niyetlere göredir.
ara	tur	إن مريم وتوم عاشقين منذ الصف الثامن.	Meryem ve Tom sekizinci sınıftan beri birbirlerine aşık.
ara	tur	اننا ذاهبون إلى سينما ، فتعال معنا.	Sinemaya gidiyoruz. Gel bizimle.
ara	tur	إنها تأمل أن تصبح مصممة أزياء.	Moda tasarımcısı olmayı umuyor.
ara	tur	إنها تحب أن تمشي معي.	O benimle yürümekten hoşlanır.
ara	tur	إنها جارتنا.	O bayan bizim komşumuz.
ara	tur	إنها حادة الذكاء.	O bir deha.
ara	tur	إنه اختلاف.	O bir anlaşmazlıktı.
ara	tur	إنه آخر شخصٍ أود رؤيته.	O, görmek istediğim son adamdır.
ara	tur	انها صورة جميلة.	O güzel bir resim.
ara	tur	إنها مشغولة في كتابة الرسائل.	O, mektupları yazmakla meşguldü.
ara	tur	انه جميل لكن لا اظن انه يكون مناسب للسرير	O güzel ama yatakta çok iyi olduğunu sanmıyorum.
ara	tur	إنه ذكي في صنع الأعذار	Bahane uydurmada zekidir.
ara	tur	إنه فوقك تماما.	O tam senin üzerinde.
ara	tur	إنه في مكتبته.	O, kütüphanesindedir.
ara	tur	إنه لا يفهمك .	O seni anlamıyor.
ara	tur	إنهم إناس بالغون	Onlar yetişkin insanlar.
ara	tur	إنهم بالغون	Onlar yetişkindiler.
ara	tur	إنهم على وشك الرحيل	Gitmek üzereler.
ara	tur	إنه ولد في قرية صغيرة في جنوب تركيا.	Türkiye'nin güneyinde küçük bir köyde doğdu.
ara	tur	انهيت الباقة اليومية المحددة من الرسائل	Günlük mesaj limitimin sonuna geldim.
ara	tur	إنهُ يتحدث على الهاتف.	Telefonla konuşuyor.
ara	tur	إنه يرمي الأوراق في الهواء	O kağıtları havaya atıyor.
ara	tur	إنه يشرب كأساً من الماء كل صباح.	O her sabah bir bardak su içer.
ara	tur	إنه يعرف أسماء كل زبائنه.	O tüm müşterilerinin adlarını bilir.
ara	tur	إنّي أبوك.	Ben senin babanım.
ara	tur	إني أستفرغ	İstifra ediyorum.
ara	tur	إني أصلي	Dua ediyorum.
ara	tur	إني أكتب مقالا.	Bir makale yazıyorum.
ara	tur	أهدافي متواضعة.	Benim hedeflerim mütevazi.
ara	tur	اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّين .	Hidayet eyle bizi doğru yola, o kendilerine nimet verdiğin mutlu kimselerin yoluna; o gazaba uğramışların ve o sapmışların yoluna değil.
ara	tur	أودّ العودة إلى بوسطن.	Ben Boston'a geri gitmek isterim.
ara	tur	أود النزول في الجادة الخامسة	Beşinci caddede inmek istiyorum.
ara	tur	أودُ أن أدعوكَ إلى الحفلة.	Sizi partiye davet etmek istiyorum.
ara	tur	أودُ أن أدعوكي إلى الحفلة.	Sizi partiye davet etmek istiyorum.
ara	tur	أود أن أذهب إلى الحفل.	Törene gitmek istiyorum.
ara	tur	أود أن أساعد	Yardım etmek istiyorum.
ara	tur	أود تغيير حجزي	Rezervasyonumu değiştirmek istiyorum.
ara	tur	أوصلني حتى القصر.	O, saraya kadar bana rehberlik yaptı.
ara	tur	أوقِفُوا القطار!	Treni durdurun.
ara	tur	أيّاً كان فلا تقل اسمي.	Ne olursa olsun adımı söyleme.
ara	tur	إيطاليا بلد جميل جدا.	İtalya çok güzel bir ülke.
ara	tur	أيمكنك إغلاق هذه النافذة من فضلك؟	Pencereyi kapatmanız mümkün mü?
ara	tur	أيمكنك التحقق من ضغط الإطار؟	Lastik basıncını kontrol eder misin?
ara	tur	أيمكننا الوثوق بك؟	Size güvenebilir miyim?
ara	tur	أيمكنني استعارة مضربك للتنس اليوم؟	Bugün senin tenis raketini ödünç alabilir miyim?
ara	tur	أيمكنني أن أكلم الطبيب؟	Ben doktorla konuşabilir miyim?
ara	tur	إيمي فتاة حسنة.	Emi iyi bir kız.
ara	tur	أين أخي؟	Erkek kardeşim nerede?
ara	tur	أين الأحذية؟	Ayakkabılar nerede?
ara	tur	أين الحبل؟	İp nerede?
ara	tur	أين الحمام؟	Tuvalet nerede?
ara	tur	أين تركت حذاءك؟	Ayakkabılarını nerede bıraktın?
ara	tur	أين تعمل؟	O nerede çalışıyor?
ara	tur	أين رأيته?	Onu nerede gördün?
ara	tur	أين عربات الأمتعة؟	Bagaj arabaları nerede?
ara	tur	أين كان الخطأ؟	Hata neredeydi?
ara	tur	أين كنت؟	Neredeydin?
ara	tur	أين مظلّتك?	Şemsiyen nerede?
ara	tur	اي يوم من ايام هذا الاسبوع سوف تتحقق ؟	Bu, haftanın hangi günleri gerçekleşiyor?
ara	tur	باراك الله عليك.	Allah sana bereket versin.
ara	tur	بالتأكيد لا أريد أن أفعل ما قام بفعله توم قبل قليل.	Kesinlikle Tom'un az önce yaptığını yapmak istemem.
ara	tur	بالتأكيد لست في القائمة	Kesinlikle listede değilsin.
ara	tur	بالتوفيق.	Başarılar!
ara	tur	بالصحة و العافية!	Afiyet olsun!
ara	tur	بالعافية عليك!	Afiyet olsun!
ara	tur	بالكاد بدأنا.	Zar zor başladık.
ara	tur	بالنسبة لي فانه ليس أخاً ولا صاحبا.	O ne kardeşim ne de arkadaşım.
ara	tur	بحثوا عنه في كل مكان، لكنهم لم يجدوه.	Onu her yerde aradım ama bulamadım.
ara	tur	بدء توم تعلم الفرنسية السنة الماضية.	Tom, Fransızca öğrenmeye geçen yıl başladı
ara	tur	بدأت تعتاد على مكتبها الجديد.	Yeni ofisine alışmaya başladı.
ara	tur	بسم الله الرحمن الرحيم.	Rahman ve rahim olan Allah'ın adı ile başlarım.
ara	tur	بعد الغذاء لدينا درسان.	Öğle yemeğinden sonra iki dersimiz daha var.
ara	tur	بعدم كسرنا القلوب، فسيكون الله سعيدًا	Sadece kalpleri kırmazsak zaten Allah mutlu olur.
ara	tur	بعض الأفاعي خطرة.	Bazı yılanlar tehlikelidir.
ara	tur	بقي 3 مسافرين من 98 مسافر فقط على قيد الحياة	98 yolcudan ancak 3'ü hayatta kaldı.
ara	tur	بلال أطول من كرم.	Bilal Karam'dan daha uzundur.
ara	tur	بلغ جون أني اتصلت من فضلك.	John'a kendisini aradığımı söyle lütfen.
ara	tur	بماذا تشعر؟	Nasıl hissediyorsun?
ara	tur	بُني هذا الجسر منذ عامين.	Bu köprü iki yıl önce yapıldı.
ara	tur	بينما كنت أمشي بدأ المطر بالهطول.	Ben yürürken, yağmur yağmaya başladı.
ara	tur	تأقلموا مع التغيير بسرعة.	Değişimler çabuk adapte oldular.
ara	tur	تبدو بمظهر جميل	İyi görünüyorsun.
ara	tur	تبدو هذه الغرفة كحظيرة الخنازير.	Bu ev bir domuz ahırına benziyor.
ara	tur	تبدى جميلة.	Güzel görünüyor.
ara	tur	تتويبا ثقافة.	Tatoeba kültürdür.
ara	tur	تجيد يومي الحديث بالإنجليزية.	Yumi İngilizceyi çok iyi konuşuyor.
ara	tur	تحدث إليّ الرجل العجوز بالفرنسية.	Yaşlı adam benimle Fransızca konuştu.
ara	tur	تحدثت، لكن أحدا لم يستمع إلي.	Konuştum ama hiç kimse beni dinlemedi.
ara	tur	تخرج توم من المدرسة الثانوية في 2009.	Tom, 2009 yılında liseden mezun oldu.
ara	tur	تركته لتكون مع رجل آخر.	Kadın onu başka bir erkek uğruna terk etti.
ara	tur	ترك توم القراءة ونام.	Tom okumayı bıraktı ve yattı.
ara	tur	تريد أن تلِد في المنزل.	Evde doğum yapmak istiyor.
ara	tur	تزوجت رجلاً عجوزاً وثرياً.	O, zengin yaşlı bir adamla evlendi.
ara	tur	تزوجت وأدركت الآن انني انهيت مرحلة الطفولة	Evlendim ve şimdi çocukluğumun bittiğini farkediyorum.
ara	tur	تستطيع معالجة السرطان اذا أكتشف في المراحل الأولى.	Erken bir aşamda tespit edilirse, kanserin tedavisi mümkündür.
ara	tur	تسكن خالتي في نيويورك.	Teyzem New York'ta oturuyor.
ara	tur	تسلم إيدك.	Ellerine sağlık.
ara	tur	تصادقت معهم في مهرجان المدرسة.	Onlarla okul festivalinde arkadaş oldum.
ara	tur	تضررت مئات المدن والقرى.	Yüzlerce şehir ve kasaba hasar gördü.
ara	tur	تعال الى هنا من فضلك.	Lütfen buraya gel.
ara	tur	تعاونكم مقدر	İşbirliğiniz takdir edilmektedir.
ara	tur	تعبت قليلًا.	Biraz yoruldum.
ara	tur	تعبت من الرقص	Dans etmekten usandım.
ara	tur	تعتقد "ميلاني" أن الوضع سيء جدا.	Melanie durumun çok kötü olduğunu düşünüyor.
ara	tur	تُعجبني ربطةُ عنقكَ هذهِ.	Senin o kravatını seviyorum.
ara	tur	تعد أمي كعكة لأبي.	Annem, babama bir pasta yapıyor.
ara	tur	تعرّف فاضل على ليلى في حافلة.	Fazıl, Leyla ile otobüste karşılaştı.
ara	tur	تعلم لغة أجنبية صعب.	Yabancı dil öğrenmek zordur.
ara	tur	تغاضى عن القصور.	Kusura bakma.
ara	tur	تغيّب توم بلا إذن.	Tom firar etti.
ara	tur	تقابل الفريقين في المباراة النهائية .	İki takım final maçında karşı karşıya geldi.
ara	tur	تكرر إنكار توم للاعتراف بالإساءة.	Tom görevi kötüye kullanmayı defalarca reddetti.
ara	tur	تكون ماري زوجتي.	Meri benim karım.
ara	tur	تلقى الكثير من المديح.	O, birçok övgü aldı.
ara	tur	تلك مجرد إشاعة	Bu sadece bir söylenti.
ara	tur	تم التعرف على الطفل الضائع من خلال ملابسه.	Kayıp çocuk giysilerinden tespit edildi.
ara	tur	تم طرده	O, işten çıkarıldı.
ara	tur	تنطبق هذه النّظريّة على اليابان.	Bu teori Japonya için geçerlidir.
ara	tur	تنقل السفن المواد الخام من أَنْدونِيسيَا	Gemi Endonezya'dan ham madde taşımaktadır.
ara	tur	توضّأ سامي.	Sami abdest aldı.
ara	tur	توفيت أمي عندما كنت طفلا.	Annem ben çoçukken vefat etti.
ara	tur	توفي مايكل جاكسون.	Michael Jackson öldü.
ara	tur	توقفت سيارة عند المدخل.	Girişte bir araba durdu.
ara	tur	توقفت لوحة المفاتيح عن العمل.	Klavye çalışmayı durdurdu.
ara	tur	توقف عن القراءة.	Okumaktan vazgeç.
ara	tur	توقف عن اللهو	Aylaklık etmekten vazgeç.
ara	tur	توم ابن حرام محظوظ	Tom şanslı bir piç.
ara	tur	توم إنتهى الثاني.	Tom ikinci geldi.
ara	tur	توم بالغ	Tom bir yetişkin.
ara	tur	توم جعلني اقسم يمين ان لا أقول شيئ	Tom bir şey söylememem için bana yemin ettirdi.
ara	tur	توم حُرٌ.	Tom özgürdür
ara	tur	توم رجل بالغ اللطف والكرم.	Tom çok nazik ve cömert bir adam.
ara	tur	توم رجل لطيف .	Tom kibar birisidir.
ara	tur	توم رجل محظوظ	Tom şanslı bir adam.
ara	tur	توم ساعدني في الهروب من السجن.	Tom hapisten kaçmama yardım etti.
ara	tur	توم عين ماري للقيام بهذه المهمة	Tom işi yapması için Mary'yi görevlendirdi.
ara	tur	توم قاس	Tom katı.
ara	tur	توم لا يتحدث الفرنسية بطلاقة كطلاقة ماري.	Tom Mary'nin konuştuğu kadar akıcı şekilde Fransızca konuşamıyor.
ara	tur	توم لا يحب مشاهدة البيسبول	Tom beyzbol seyretmekten hoşlanmaz.
ara	tur	"توم" لا يُهزمُ.	Tom yenilmez.
ara	tur	توم لم يعرف ماذا يفعل أولا.	Tom ilk önce ne yapacağını bilmiyordu.
ara	tur	توم لم يُعْطِ اسمه الحقيقي.	Tom kendisinin gerçek adını vermedi.
ara	tur	توم لم يلمس أي شيء.	Tom hiçbir şeye dokunmadı.
ara	tur	توم ليس ترامب.	Tom Trump değil.
ara	tur	"توم" ليس مجبرا على إعادة التحدث عنه.	Tom onu tekrar tekrar söylemek zorunda değildi.
ara	tur	توم ليس مدينا لي بأي شيء.	Tom bana hiçbir şey borçlu değildir.
ara	tur	توم مترجم.	Tom bir çevirmen.
ara	tur	توم مترجم.	Tom bir tercüman.
ara	tur	توم نادم	Tom pişman.
ara	tur	توم واحد منهم	Tom onlardan biriydi.
ara	tur	توم وماري كلاهما كانا في الاجتماع.	Tom ve Mary her ikisi de toplantıdaydı.
ara	tur	توم وماري كلاهما كانا مُتّسخيْن.	Tom ve Mary ikisi de kirliydi.
ara	tur	توم و ماري يحتاجان لهذا	Tom ve Mary'nin buna ihtiyacı var.
ara	tur	توم يحب السمراوات.	Tom esmerleri sever.
ara	tur	توم يحب عائلته	Tom ailesini seviyor.
ara	tur	توم يحتاجُ إِلى نصيحتَنا.	Tom'un tavsiyemize ihtiyacı var.
ara	tur	توم يريد أن يظهر لماري كيفية القيام بذلك.	Tom, Mary'ye bunu nasıl yapacağını göstermek istiyor.
ara	tur	توم يريد كلبا.	Tom bir köpek istiyor.
ara	tur	توم يستَمِعُ إلى ميري.	Tom, Mary'yi dinliyor.
ara	tur	توم يعرف ما سوف يحدث.	Tom, ne olacağını biliyor.
ara	tur	توم يعمل في مستشفى	Tom bir hastanede çalışıyor.
ara	tur	توم يفهم ماري.	Tom Mary'yi anlıyor.
ara	tur	توم يقوم بقرآءة كتاب تاريخ.	Tom bir tarih kitabı okuyor.
ara	tur	توم يواصل استكشاف أفكار أخرى حول المنتج الجديد	Tom yeni ürün hakkında diğer fikirleri araştırmaya devam etti.
ara	tur	ثَلاثٓةٌ أٓشْخاصٍ لَيَزَلونَ مٓفْقُودِينْ.	Üç kişi hâlâ kayıp.
ara	tur	ثنائي أوكسيد الكربون مضر بالإنسان أحيانا.	Karbon dioksit bazen insanlara zarar verir.
ara	tur	ثيابه لا تتماشى مع الموضة.	Elbiseleri modaya ayak uyduramıyor.
ara	tur	جدة سيباستيان كانت من أول النساء اللواتي تقلدن منصب قاضية في نافارا.	Sebastian'ın büyük annesi Navarra'da hakimlik görevini üstlenen ilk kadındı.
ara	tur	جعلني أبي أغسل السيارة.	Babam bana arabayı yıkattırdı.
ara	tur	جلس توم على العشب أثناء عزفه للقيثارة.	Tom kitara çalarken çimenlerin üzerinde oturdu.
ara	tur	جلس سامي هناك.	Sami burada oturdu.
ara	tur	جلس وشرب قهوته.	Oturdu ve kahvesini içti.
ara	tur	جمع خيل هو خيول.	Atın çoğulu atlardır.
ara	tur	جهز نفسك .	Kendini hazırla.
ara	tur	جون في عمر أخي.	John kardeşimle yaşıt.
ara	tur	جون وماري عطول بيمشوا وهنن ماسكين ايدين بعض	John ve Mary, her zaman el ele yürürler.
ara	tur	حاول التلاعب بي.	O beni manipüle etmeye çalıştı.
ara	tur	حاول الذهاب ببطء أكثر.	Daha yavaş gitmeye çalış.
ara	tur	حاولت أن أجعله يساعدني.	Onun bana yardım etmesini sağlamaya çalıştım.
ara	tur	حتّى الان لا أحب قيادة السيارة في المدينة	Hâlâ şehirde araba kullanmaktan hoşlanmıyorum.
ara	tur	حتى وإن أردنا القيام بذلك فليس لدينا وقت.	Yapmak istesek bile buna vakit yok.
ara	tur	حسن السؤال نصف العلم.	Güzel soru bilginin yarısıdır.
ara	tur	حفظ الطلبة هذه القصيدة.	Öğrenciler bu şiiri ezberlediler.
ara	tur	حقق المحقق دان انديرسون مع ليندا.	Dedektif Dan Anderson, Linda'yla görüştü.
ara	tur	حقيقة من الضروري أن أراك. هذا مهم.	Gerçekten seni görmem gerekiyor. Bu önemli.
ara	tur	حلق الطائر بعيداً حتى غاب عن الأنظار.	Kuşlar uçarak uzaklaştılar ve gözden kayboldular.
ara	tur	حياة المريض كانت بخطر	Hastanın hayatı tehlike altında idi.
ara	tur	خدمات الجنازة سوف تقام بالكاتدرائية	Cenaze hizmetleri katedralde düzenlenecek.
ara	tur	خذ الكرسي الآخر.	Başka bir sandalye al.
ara	tur	خذني إلى البيت.	Beni eve götür.
ara	tur	خذ وقتك ، لست في عجلة من أمري.	Acele etmeyin. Acele yok.
ara	tur	خرج محمد للمدينة في عام 622.	Muhammed 622 yılında Medine'ye kaçtı.
ara	tur	خلق الله الأرض في ستة أيام.	Allah-u Teala yeryüzünü altı günde yarattı.
ara	tur	دجاج، من فضلك.	Tavuk, Lütfen.
ara	tur	دخل شخص غريب من الباب فجأة.	Garip bir kişi aniden kapıdan girdi.
ara	tur	درست ياباني خمس سنين	Beş sene Japonca çalıştım.
ara	tur	دعمكم مقدر	Desteğiniz takdir edilmektedir.
ara	tur	دعونا نحاول أن نفهم بعضنا البعض	Birbirimizi anlamaya çalışalım.
ara	tur	دمتريوس يشتمني!	Dimitris bana küfrediyor.
ara	tur	دمرت كل الأدلة.	Bütün delilleri yok ettim.
ara	tur	دونالد ترامب كذاب مرضي.	Donald Trump iflah olmaz bir yalancı.
ara	tur	دونالد ترامب كذاب مرضي.	Donald Trump patolojik bir yalancıdır.
ara	tur	ذاك الفندق قريب جداً من البحيرة.	O otel, göle oldukça yakındı.
ara	tur	ذاك الكرسي المفضل لدي.	O, benim favori sandalyem.
ara	tur	ذلك الرجل لديه ديون كثيرة.	O adamın çok borçları var.
ara	tur	ذهبت إلى الأوبرا أمس.	Dün operaya gittim.
ara	tur	ذهب حسن إلى المدرسة.	Hasan okula gitti.
ara	tur	ذهبنا لمشاهدة فيلم ليلة البارحة.	Dün gece sinemaya gittik.
ara	tur	رأسان أفضل من رأس واحد.	Bir elin nesi var, iki elin sesi var.
ara	tur	رأسي يؤلمني , ألا يوجد عندك اي حبوب لألم الرأس	Başım ağrıyor. Hiç baş ağrısı hapın var mı?
ara	tur	رأيت توم و ماري	Ben Tom'la Mary'yi gördüm.
ara	tur	رأيتهم يبكون.	Onların ağladığını gördüm.
ara	tur	ربما توم يستطيع أن يفعل شيئاً للمساعدة.	Belki Tom yardım için bir şey yapabilir.
ara	tur	ربما لم يكن علينا الزواج.	Belki evlenmemeliydik.
ara	tur	ربما يكون لدي رغبة من أجل فعل هذا .	Bunu yapmak için istekli olabilirim.
ara	tur	رجاء أخبرني ما القوانين.	Lütfen bana kuralların ne olduğunu söyle.
ara	tur	رجاء إعمل ما أقوله.	Lütfen söylediğim gibi yap.
ara	tur	رجاءً ترجم هذا الى الفرنسية.	Lütfen bunu Fransızca'ya tercüme edin.
ara	tur	رجاءً لا تكذب علي.	Lütfen bana yalan söyleme.
ara	tur	رجاء نفّذ كما آمرك.	Lütfen söylediğim gibi yap.
ara	tur	رجاء، نفّذ ما أقوله.	Lütfen söylediğim gibi yap.
ara	tur	رجال و نساء قاتلوا للدفاع عن وطنهم.	Erkek kadın herkes vatan müdafaası için savaştı.
ara	tur	رفض ان يصافحني	Benimle el sıkışmayı reddetti.
ara	tur	ركبنا السفينة	Gemiye bindik.
ara	tur	ركض بسرعة أي ولد في الفريق.	O, takımdaki herhangi bir çocuk kadar hızlı koştu.
ara	tur	رمضان كريم.	Hayırlı Ramazanlar.
ara	tur	رمضان مبارك.	Hayırlı Ramazanlar.
ara	tur	رمى توم الكرة.	Tom topu attı.
ara	tur	سآتيك بتوم.	Tom'u sana getireceğim.
ara	tur	سأجرّب.	Deneyeceğim.
ara	tur	سأجعل هؤلاء ينتظرون خارج الباب .	Onları kapının dışında tutacağım.
ara	tur	سأضيف شيء ما من اجلك	Senin için bir şey ekleyeceğim.
ara	tur	ساعد نفسك و سيساعدك الله.	Sen kendine yardım et, Allah da sana yardım edecektir.
ara	tur	ساعدني في تنظيف البيت من فضلك.	Evi temizlemem için lütfen bana yardım et.
ara	tur	سأفعل ما تريد.	İstediğin gibi yapacağım.
ara	tur	سأفعل ما تطلبه.	İstediğin gibi yapacağım.
ara	tur	سأفعل ما طلبته.	İstediğin gibi yapacağım.
ara	tur	سأقلّك بالسيارة.	Seni arabayla götüreceğim.
ara	tur	سأكون في المكتبة.	Kütüphanede olacağım.
ara	tur	سأل الصائب: "النوم في القمامة، هاه؟ لا بد أن تلك كانت تجربة كريهة الرائحة".	Al-Saib sordu: Çöplükte uyumak ha? Kötü kokulu bir tecrübe olmalı.
ara	tur	سأل توم ماري إن كان بإمكانها مساعدته.	Tom Mary'ye ona yardım edip etmeyeceğini sordu.
ara	tur	سأل ديما وفي صوته لمحة من غضب: "نوبز؟ هذه ليست لعبةً يا صائب! هذه هي الحياة الحقيقية!"	Dima kızgın bir sesle sordu: "Nubz? Bu bir oyun değil Saib! Bu hayatın kendisi!
ara	tur	سألعب معك.	Seninle oynayacağım.
ara	tur	سألني توم عن حقيقة المشكلة.	Tom bana sorunun ne olduğunu sordu.
ara	tur	سأمهلك حتّى الغدّ.	Sana yarına kadar mühlet veriyorum.
ara	tur	سامي انزل سلاحه	Sami silahını indirdi.
ara	tur	سامي ليس جديرا بالثقة.	Sami güvenilir değildi.
ara	tur	سانتظرك.	Seni bekledim.
ara	tur	سأنتقم منك ولو كلفني ذلك ما تبقى من عمري.	Ömrümün geri kalanını alsa bile senden intikamımı alacağım.
ara	tur	سأوصل الصندوق.	Kutuyu teslim edeceğim.
ara	tur	ستتزوّج برجل ثريّ.	Zengin bir adamla evlenecek.
ara	tur	ستفهم ذلك يوما ما.	Birgün bunu anlayacaksın.
ara	tur	ستندم	Pişman olacaksın!
ara	tur	سجل رقم هاتفه قبل نسيانه.	Unutmadan önce onun telefon numarasını yaz.
ara	tur	سروالك متسخ.	Pantolonun kirli.
ara	tur	سقطت شجرة فوق سيارتي الجديدة وأجبرت على أخذها لساحة الخردوات.	Yeni arabamın üstüne bir ağaç düştü ve onu hurdaya ayırmak zorunda kaldım.
ara	tur	سمعت هاتفي يرن.	Telefonumun çaldığını duydum.
ara	tur	سمع توم صوتا غريبا.	Tom tuhaf bir ses duydu.
ara	tur	سنتأخر عن العشاء.	Akşam yemeğine geç kalacağız.
ara	tur	سنتعلم الأبجدية في هذا الدرس.	Bu derste alfabeyi öğreneceğiz.
ara	tur	سنساعده إن طلب منا.	Eğer isterse ona yardım edeceğiz.
ara	tur	سنلتقي بهم الليلة.	Bu gece onlarla buluşacağım.
ara	tur	سوفَ أسمح لكَ أن تذهب.	Gitmene izin vereceğim.
ara	tur	سوفَ أسمح لكِ ان تذهبي.	Gitmene izin vereceğim.
ara	tur	سوف تكتب رسالة بعد المدرسة.	Okuldan sonra bir mektup yazacak.
ara	tur	سوف تؤتي جهودهم ثمارها بالفعل	Çabanız mutlaka sonuç verecek.
ara	tur	سوف نجربه.	Bunu deneyeceğiz.
ara	tur	سوف نضيع ، أليس كذلك ؟	Kaybedeceğiz, değil mi?
ara	tur	سئمت من أعذارك	Bahanelerinden usandım.
ara	tur	سئمت من سماع حكايات تبجحك.	Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.
ara	tur	سئمت من سماع حكايات مدح نفسك.	Senin övüngen masallarını dinlemekten bıktım.
ara	tur	سيأخذ دقيقة من وقتك فقط.	Bu yalnızca bir dakika alır.
ara	tur	سيقبل الناس فكرتك أسرع إن أخبرتهم أن بنجامين فرانكلن قالها أولا.	Onu daha önce Benjamin Franklin'in söylediğini söylersen, insanlar senin fikrini daha çabuk kabul edeceklerdir.
ara	tur	سيمكننا هذا من كسب بعض الوقت.	Bu bize biraz zaman kazandırmalı.
ara	tur	شاهدني وسأريك الشارع الذي تبحث عنه.	Beni izle ve sana aradığın caddeyi göstereceğim.
ara	tur	شخص اسمه ايتوه يريد مقابلتك.	Itoh adlı bir kişi sizinle görüşmek istiyor.
ara	tur	شربت شايً.	Ben çay içtim.
ara	tur	شكرًا، أنا فقط أنظر.	Sadece bakıyorum, teşekkür ederim.
ara	tur	شكرا على صدقك.	Dürüstlüğünüz için teşekkürler.
ara	tur	"شكرًا لمساعدتك لي" "عفوا."	"Bana yardım ettiğiniz için teşekkür ederim." " Bir şey değil."
ara	tur	صدقا لا أدري لماذا حدث هذا.	Onun neden olduğunu gerçekten bilmiyorum.
ara	tur	طلبت منا ألا نصدر صوتاً.	Hiç ses çıkarmamamızı istedi.
ara	tur	طلب مني أن أرقص.	Bana dans teklif etti.
ara	tur	طلب مني أن أرقص.	Benimle dans etmek istedi.
ara	tur	طنجره ولقت غطاها.	Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.
ara	tur	طوم عايش بمنطقة هادية	Tom sessiz bir mahallede yaşıyor.
ara	tur	طوم كل يوم عنده سهرة شرب	Tom hemen hemen her gece içmeye gitti.
ara	tur	طوم لبس جنس اسود.	Tom siyah kot giydi.
ara	tur	ظننتك ذكرت أنك وحيد.	Yalnız olduğunu söylediğini sanıyordum.
ara	tur	عادة لا يظهر توم مشاعره.	Tom genellikle duygularını göstermez.
ara	tur	عادة، ليس عندي وقت كاف لتناول وجبة غداء كبيرة	Genellikle büyük bir öğle yemeği yemek için zamanım yok.
ara	tur	عاشت مع اباها اكثر من عشرون سنة	O, babasıyla yirmi yıldan fazla yaşadı.
ara	tur	عانيت لأخرج من الميترو	Metrodan inmek için uğraştım.
ara	tur	عرض كلاود بيرون في مقالته "الإسبرانتو: لغة أوروبية أم آسيوية" التشابهات بين الإسبرانتو والصينية، مميتًا بذلك فكرة كون الإسبرانتو أوروبيةً خالصةً.	"Esperanto: Avrupa veya Asya dili" denemesinde Claude Piron, Esperanto ve Çince arasındaki benzerliği gösterdi ve Esperanto'nun yalnızca Avrupa merkezli olduğunu ortaya koydu.
ara	tur	عرفته مباشرة.	Onu hemen tanıdım.
ara	tur	عرفنا من مصدر موثوق به.	Güvenilir kaynaklardan onun hakkında bilgi edindim.
ara	tur	علم الفلك هو علم الكون.	Astronomi gezegen bilimidir.
ara	tur	عليّ الذهاب إلى النوم.	Uyumam lazım.
ara	tur	على الرغم من ثرائها إلا أنها لا تبدو سعيدة .	Sağlıklı olmasına rağmen mutlu görünmüyor.
ara	tur	عليّ أن أبدأ.	Başlamalıyım.
ara	tur	على أي سرير تريد أن تنام؟	Uyumak için hangi yatağı istersin?
ara	tur	عليك أن تأخذ ما تريد.	İstediğini almalısın.
ara	tur	عليك أن تساعد	Yardım etmek zorundasın.
ara	tur	عليك أن تنظّف غرفتك.	Odanı temizlemelisin.
ara	tur	عليك أن لا تركن سيارتك في هذا الشارع.	Arabayı bu sokağa park etmemelisin.
ara	tur	عليك بمساعدته، و بسرعة.	Ona yardım etmelisin, ve çabucak!
ara	tur	علينا أن نتّبع مثاله.	Onun örneğini takip etmeliyiz.
ara	tur	علينا أن نجد طريقا آخر.	Başka yol bulmak zorundayız.
ara	tur	علينا أن نساعد	Yardım etmek zorundayız.
ara	tur	عليهم عمل الشيء ذاته.	Onlar aynı şeyi yapmalı.
ara	tur	على واحد منكما أن يذهب إلى هناك.	İkinizden biri oraya gitmek zorunda olacak.
ara	tur	عملت جيدا بامتحان الفرنسي	Fransızca sınavımda iyi yaptım.
ara	tur	عملت غلطة كبيرة بالفحص	Testte kötü bir hata yaptım.
ara	tur	عمل تقدم قليل بالغة الإنكيزية	O, İngilizcesinde az gelişme yaptı.
ara	tur	عملنا شيئا رائعا.	Harika yaptık.
ara	tur	عملي ليس سهلا كعملك	Benim işim seninki kadar kolay değil.
ara	tur	عندنا ستيغوصور.	Stegosaurusumuz var.
ara	tur	عندها نظارة شمسية.	Onun güneş gözlüğü var.
ara	tur	عندي سؤال.	Bir sorum var.
ara	tur	عندي عائلة.	Benim bir ailem var.
ara	tur	عندي عمل آخر الآن.	Şimdi başka bir işim var.
ara	tur	عندي فيل.	Bir filim var.
ara	tur	عيد حب سعيد.	Sevgililer Günün kutlu olsun!
ara	tur	عينى اليسرى لا ترى	Sol gözüm görmüyor.
ara	tur	غادرت إلى أمريكا قبل أمس.	Evvelki gün Amerika'dan döndüm.
ara	tur	غرس أبي هذه الشجرة في اليوم الذي ولدت فيه.	Babam bu ağacı doğduğum günde dikti.
ara	tur	غرسنا بعض الأشجار في حديقنا الأمامية.	Ön bahçemizde birkaç ağaç diktik.
ara	tur	غُرْفَتِي تُطِلْ على الشارِعْ.	Benim odam caddeye bakar.
ara	tur	غير مسموح لك أن تحضر قطك إلى المدرسة.	Okula kedini getirmen yasaktır.
ara	tur	فجأة أحسست أني مسن.	Aniden yaşlı hissettim.
ara	tur	فضلاً هدئ من سرعتك عند اقترابك من تقاطع الطرق.	Lütfen kavşağa yaklaşırken yavaşla.
ara	tur	فعلها بالطريقة التي تكلمت بها معه	O, onu ona söylediğim şekilde yaptı.
ara	tur	فقط انتظرني هناك	Sadece beni orada bekle.
ara	tur	فقط لا يوجد عندي وقت	Sadece vaktim yok.
ara	tur	فلنحاول!	Hadi Deneyelim!
ara	tur	فلندعوا. ألا يحدث شيء لماري	Dua edelim; Mary'e bir şey olmasın.
ara	tur	فلنستمع لحجتك	Bahaneni duyalım.
ara	tur	فلنكن صرحاء.	Dürüst olalım.
ara	tur	فنجانا قهوة بالحليب من فضلك.	İki sütlü kahve, lütfen.
ara	tur	في المكتبة.	Kütüphanede.
ara	tur	في النمسا هناك الكوالا‎.	Avusturya'da koala var.
ara	tur	في أي دور تسكن؟	Hangi katta oturuyorsun?
ara	tur	في فصل الخريف تصبح الأوراق بنية	Sonbaharda yapraklar kahverengiye döner.
ara	tur	في محلين فاضيين	İki koltuk boş.
ara	tur	قابلته في طريقي إلى المنزل.	Eve dönerken onunla karşılaştım.
ara	tur	قاتلوا من أجل وطنهم .	Vatanları için savaştılar.
ara	tur	قال الدكتور ان لا احد يعرفه	Rosa, annesi ve kız kardeşi Sao Paulo'dadırlar.
ara	tur	قال توم أن ماري ليست ثَمِلةً.	Tom, Mary'nin sarhoş olmadığını söyledi.
ara	tur	قال توم أن ماري ليست خجولةً.	Tom, Mary'nin ahçup olmadığını söyledi.
ara	tur	قال توم أن ماري ليست مستعدة للذهاب.	Tom, Mary'nin gitmeye hazır olmadığını söyledi.
ara	tur	قال توم أن ماري ليست ودودةً.	Tom, Mary'nin sempatik olmadığını söyledi.
ara	tur	قال توم أنه تفاجئ حقا.	Tom gerçekten şaşırdığını söyledi.
ara	tur	قال توم أنه كان حقا سعيدا.	Tom gerçekten memnun olduğunu söyledi.
ara	tur	قال توم أنه كان حقا مُتأثرا.	Tom gerçekten etkilendiğini söyledi.
ara	tur	قال توم أنه كان حقا مرهقا.	Tom gerçekten bitkin olduğunu söyledi.
ara	tur	قال توم إنه كان حقا مُشكِّكًا.	Tom gerçekten şüpheci olduğunu söyledi.
ara	tur	قال توم أنه كان حقا مضطربًا.	Tom gerçekten tedirgin olduğunu söyledi.
ara	tur	قال توم أنه كان حقا يائسًا.	Tom gerçekten umutsuz olduğunu söyledi.
ara	tur	قال توم أنه متعبٌ لكنه سعيد.	Tom yorgun ama mutlu olduğunu söyledi.
ara	tur	قال توم بأنه رأى ماري البارحة.	Dün Tom Mary'yi gördüğünü söyledi.
ara	tur	قال توني: لا أعلم.	Tony dedi ki: bilmiyorum.
ara	tur	قال لي توم أن كل شيء جاهز.	Tom bana her şeyin hazır olduğunu söyledi.
ara	tur	قال لي والدي، لا تقرأ الكتب في السرير.	Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.
ara	tur	قبرها هناك.	Onun mezarı orada.
ara	tur	قبره هناك.	Onun mezarı orada.
ara	tur	قبل المجيء إلى شيكاغو كنت أعيش في بوستن.	Chicago'ya gelmeden önce Boston'da yaşıyordum.
ara	tur	قبل كل شيء، يجب ألا نكون أنانيين.	Her şeyden önce, bencil olmamalıyız.
ara	tur	قبلوها بالمشفى	Onlar onu hastaneye kabul ettiler.
ara	tur	قد أكون أفضل صديق لك . وقد أكون أسوء عدو لك	Ben senin en iyi arkadaşın ya da en kötü düşmanın olabilirim.
ara	tur	قد أكون صديقك الوحيد.	Tek arkadaşın olabilirim.
ara	tur	قررت أن أصبح طبيباً.	Doktor olmaya karar verdim.
ara	tur	قضى ثلاثة شهور في البحر السنة الماضية.	O, geçen yıl denizde üç ay harcadı.
ara	tur	قطتي وكلبي متعايشان.	Kedim ve köpeğim iyi geçinirler.
ara	tur	قطع المسافة من كيوشو ليرى الموناليزا.	O, Kyushu'dan tüm yolu Mona Lisa'yı görmek için geldi.
ara	tur	قطّعت ماري قليلا من البصل.	Mary birkaç soğan doğradı.
ara	tur	قلت أني كنت وحيدا، أليس كذلك؟	Yalnız olduğumu söyledim, değil mi?
ara	tur	قلت عجلوا.	Çabuk ol dedim ya!
ara	tur	قل لي من اكتشف الهواء	Bana havaya kimin keşfettiğini söyle.
ara	tur	قمت باختيار قبعة جديدة من المحل	Mağazada yeni bir şapka seçtim.
ara	tur	كادت ماري أن تقتل توم ضرباً.	Mary, Tom'u öldüresiye dövüyordu
ara	tur	كان الثلج يتساقط طوال الليل.	Bütün gece kar yağıyordu.
ara	tur	كان السير خانقاً ، فتأخرت على الإجتماع.	Trafik çok kalabalıktı. Toplantıya geç kaldım.
ara	tur	كان توم بالغ الثراء.	Tom çok zengindi.
ara	tur	كان توم في بولندا قبل شهرين.	Tom, daha iki ay önce Polonya'daydı.
ara	tur	كان توم يتصرف غريبا قليلا.	Tom biraz garip davranıyor.
ara	tur	كان جبل فوجي مغطى بالثلج.	Fuji Dağ'ı karla kaplıydı.
ara	tur	كان خجولاً مثل معظمنا في مرحلة الطفولة	Çocukluğunda, çoğumuzdaki gibi, çok utangaçtı.
ara	tur	كان سامي يستطيع التلاعب بالنساء.	Sami kadınları manipüle edebiliyordu.
ara	tur	كان سامي يعلم.	Sami biliyordu.
ara	tur	كان ضجيج السيارات شديدا لدرجة أن الشرطة لم يسمعوا أنفسهم.	Yoğun trafiğin gürültüsü o kadar çoktu ki polis kendini duyuramadı.
ara	tur	كان على توم الأخذ بنصيحة ماري.	Tom Mary'nin tavsiyesini izlemeliydi.
ara	tur	كان على وشك أن يفقد عينه.	Neredeyse bir gözünü kaybediyordu.
ara	tur	كان كل من توم وماري متّسِخيْنِ.	Hem Tom hem de Mary kirliydi.
ara	tur	كان هناك زوجان من الأحذية فوق الأرض.	Yerde iki çift ayakkabı vardı.
ara	tur	كان هناك كرسي ‘‘ كرسي من دون ظهر ويكون مصنوع من الخشب والقش او القصب‘‘ واحد فقط	Sadece bir iskemle vardı.
ara	tur	كان هنالك ثلاثة رجال.	Üç adam vardı.
ara	tur	كانوا ثلاثة أشخاص و كلهم كانوا مسلحين.	Onlar üç kişiydi ve hepsi silahlıydı.
ara	tur	كانوا كلهم ضعفاء.	Onların hepsi zayıftı.
ara	tur	كانوا وحيدين في المكتبة.	Kütüphanede yalnızdılar.
ara	tur	كانوا يترقبون اشارة البدء.	Başlamak için işaret bekliyorlardı.
ara	tur	كان وحيدا في المنزل.	Evde yalnızdı.
ara	tur	كان يأتي إلى هنا كي يتلقّ العلاج.	Tedavi olmak için buraya geliyordu.
ara	tur	كان يجب أن لا ألعب خارجاً في المطر	Yağmurda dışarıda oynamamalıydım.
ara	tur	كان يمكن أن يكون في أي مكان.	Her yerde olabilirdi.
ara	tur	كَانَ يَهُوداً في دُوَلٍ عَرَبيَّةٍ قَبلَ تَقسِيمِ فَلَسطِينِ.	Arap ülkelerinde Filistin'in bölünmesinden önce Yahudiler vardı.
ara	tur	كائن من يكون الذي يمر يجب ان لاتفتح له الباب	Kim uğrarsa uğrasın, kapıyı açmamalısın.
ara	tur	كتير صعب عليي فيق قبل الستة	Benim için altıdan önce kalkmak zor.
ara	tur	كثيراً ما تشرب أختي الكبرى الشاي بالحليب.	Ablam sık sık sütlü çay içer.
ara	tur	كرمك مقدر	Cömertliğin takdir edilmektedir.
ara	tur	كسرت رجلي في حادث مرور.	Bir trafik kazasında ayağım kırıldı.
ara	tur	كل آت قريب	Bütün gelecekler yakındır.
ara	tur	كل آت قريب	Her gelecek yakındır.
ara	tur	كل آت قريب	Olacak olan her şey, olmaya yakındır.
ara	tur	كلاكما بالغان	İkiniz de yetişkinsiniz.
ara	tur	كل الأعضاء كانوا متواجدين.	Bütün üyeler hazır bulundu.
ara	tur	كل الخبز وشرب الماء.	Ekmek ye ve su iç.
ara	tur	كل الخبز وشرب الماء.	Ekmek yiyip su iç.
ara	tur	كلما سمعت هذه الاغنية أتذكر طفولتي	Bu şarkıyı her duyduğumda, çocukluğumu düşünürüm.
ara	tur	كلما سمعت هذه الاغنية أتذكر طفولتي	Ne zaman bu şarkıyı duysam, çocukluğumu hatırlarım.
ara	tur	كل ما كان يحتاجه توم حقاً هو عناق.	Tom'un hakikaten ihtiyacı olduğu tek şey, kucaklaşmaktı.
ara	tur	كل ما يحصل، يحصل لسبب.	Olan her şeyin bir sebebi vardır.
ara	tur	كل من توم وماري كانا في الاجتماع.	Hem Tom hem de Mary toplantıdaydı.
ara	tur	كل من توم وماري كانا ليلة الأمس في المنزل.	Hem Tom hem de Mary dün gece evdeydiler.
ara	tur	كل من توم وماري كانا مشغوليْن في ذلك الوقت.	Hem Tom hem de Mary o zaman meşguldü.
ara	tur	كم تبدو سعيدا هكذا	Ne kadar da mutlu gözüküyorsun öyle.
ara	tur	كم شخصاً يوجد في المتجر؟	Mağazada kaç kişi var?
ara	tur	كم ضحية كانت هناك	Orada kaç tane kurban vardı?
ara	tur	كم كان عمره في أول صورة له	O, ilk fotoğrafta kaç yaşındaydı?
ara	tur	كم من الوقت ستُمضي في فنلندا؟	Finlandiya'da ne kadar zaman geçireceksin?
ara	tur	كم من فئة قليلة غلبت فئة كثيرة بإذن الله والله مع الصابرين.	Sayıca az nice topluluk, Allah'ın izniyle kendinden kalabalık toplulukları yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.
ara	tur	كم هي عدد الساعات المستغرقة للذهاب إلى أوكيناوا بالطائرة؟	Okiwana'ya uçakla gitmek kaç saat sürer?
ara	tur	كم ولداً موجود في هذا الصف؟	Bu sınıfta kaç çocuk var?
ara	tur	كم يستغرق المشي تقريبا من هنا الى بناء البلدية	Buradan Belediye binasına yürümek aşağı yukarı ne kadar zaman alır?
ara	tur	كنت أتسائل	Merak ediyordum.
ara	tur	كنت أدخر	Tasarruf ediyorum.
ara	tur	كنت أستحم عندما رن الهاتف.	Telefon çaldığında banyo yapıyordum.
ara	tur	كنت أسكن في قطر.	Katar'da yaşıyordum.
ara	tur	كنت أسير حول المدرسة.	Okulun etrafında yürüyordum.
ara	tur	كنت أشرب الحليب	Süt içiyordum.
ara	tur	كنت أفكر في اتخاذ كلب.	Bir köpek almak hakkında düşünüyorum.
ara	tur	كنت أفكر في الحصول على كلب.	Bir köpek almak hakkında düşünüyorum.
ara	tur	كنت على وشك التورط في جريمة.	Az daha bir suça bulaşacaktım.
ara	tur	كنت على وشك الرحيل	Gitmek üzereydim.
ara	tur	كنت في الخارج.	Dışarıdaydım.
ara	tur	كنت في الطابق العلوي	Üst kattaydım.
ara	tur	كنت في الطريق.	Yoldaydım.
ara	tur	كنت في المكتبة.	Kütüphanedeydim.
ara	tur	كنت في حفلة.	Partideydim.
ara	tur	كنت مدعوا	Davet edildim.
ara	tur	كنت مدعوا	Davet edildin.
ara	tur	كنت مشغولاً!	Yoğunmuşsun!
ara	tur	كنت مهددا	Tehdit edildim.
ara	tur	كنت هناك لثلاثة أيام فقط.	Aku di sana hanya tiga hari saja.
ara	tur	كوكب الأرض جميل.	Yeryüzü güzeldir.
ara	tur	كوكب الأرض كوكبٌ جميل.	Dünya'mız güzel bir gezegendir.
ara	tur	كيف أجدك؟	Seni nasıl bulurum?
ara	tur	كيف تحب أن تشرب قهوتك .	Kahveni nasıl içmeyi seviyorsun?
ara	tur	كيف رحت لهونيك؟	Oraya nasıl gittin?
ara	tur	كيفَ سنسدد ديوننا الآن؟	Borcumuzu nasıl ödeyeceğiz şimdi?
ara	tur	كيف علمت أن أخاك يعيش هناك	Kardeşinin orada yaşadığını nasıl öğrendin?
ara	tur	كيف فكرت بهذه الفكرة المجنونة؟	Bu çılgın fikri nasıl buldun?
ara	tur	كيفما حسبتها، سنصل قبلهم.	Büyük olasılıkla, onlardan önce varacağız.
ara	tur	لا.	Hayır.
ara	tur	لا أتكلم الألمانية.	Almanca konuşmuyorum.
ara	tur	لا أثق بالخياط.	Terziye güvenmiyorum.
ara	tur	لا أحب الآفلين.	Batan şeyleri sevmem.
ara	tur	لا أحب الآفلين.	Ben batanları sevmem.
ara	tur	لا أحب أن أكون محكوما	Kontrol edilmekten hoşlanmam.
ara	tur	لا أحب مدرستي.	Okulumu sevmiyorum.
ara	tur	لا أحد يدعوها ليلا. الكل يدعوها "أمي"	Kimse ona Leyla demez. Herkes ona "anne" der.
ara	tur	لا أحد يعرف.	Kimse bilmiyor.
ara	tur	لا أحد يقرأ مدونتي	Hiç kimse bloğumu okumuyor.
ara	tur	لا أخاف من العناكب	Örümceklerden korkmam.
ara	tur	لا أرتعب من العناكب	Örümceklerden korkmuyorum.
ara	tur	لا أريد البقاء لوحدي.	Yalnız olmanı istemiyorum.
ara	tur	لا أريد البقاء وحيدا.	Yalnız olmanı istemiyorum.
ara	tur	لا أريد الرحيل	Gitmek istemiyorum.
ara	tur	لا أريد مشاهدة ذلك الفيلم	O filmi seyretmek istemiyorum.
ara	tur	لا أرى مشكلةً بذلك.	Bununla ilgili bir sorun görmüyorum.
ara	tur	لا أستطيع أن أساعدك حالا.	Sana hemen yardım edemem.
ara	tur	لا أستطيع أن أفهم أي نوع من الأشخاص هو	Bu kişilerden hiçbir şey anlayamıyorum.
ara	tur	لا أستطيع ان اقول الفرق بينهم	Onların arasındaki farkı söyleyemem.
ara	tur	لا أستطيع فهم نفسية الشباب	Gençlerin psikolojisini anlayamıyorum.
ara	tur	لا أصدق ما حدث.	Ne olduğuna inanamıyorum.
ara	tur	لا أظن أن توم بمزاج العمل حاليا.	Tom'un şu an çalışmak istediğini düşünmüyorum.
ara	tur	لا أعتقد أنها ستفهم.	Anlayacağına inanmıyorum.
ara	tur	لا أعلم ما يجري بينهنما.	O ikisinin arasında ne geçtiğini bilmiyorum.
ara	tur	لا إله إلا الله محمد رسول الله.	Allah'tan başka bir ilâh yoktur ve Muhammed, Allah'ın elçisidir.
ara	tur	لا اهتم بما يقوله الآخرون.	Başkalarının dediklerini umursama
ara	tur	لا بد أن تشاهد هذا الفيلم	Bu filmi seyretmek zorundasın.
ara	tur	لا بد أنه غبي ليقوم بشيء كهذا.	Böyle bir şey yapmak için aptal olmalı.
ara	tur	لا تُبالِغ.	Abartma.
ara	tur	لا تتكلم في غرفة القراءة.	Okuma odasında konuşma.
ara	tur	لا تتكلم في غرفة المطالعة.	Okuma odasında konuşma.
ara	tur	لا تجلب لي زهورا بعد الآن.	Artık bana çiçek alma.
ara	tur	لا تحاول أن تتلاعب بنا.	Bizi manipüle etmeye çalışma.
ara	tur	لا تحاول أن تتلاعب بي.	Beni manipüle etmeyi deneme.
ara	tur	لا تسأله بلا جدوى . هو لن يجيب	Boşuna sorma ona. O cevap vermez.
ara	tur	لا تسأله بلا جدوى . هو لن يجيب	Ona boş yere sorma, cevap vermeyecek.
ara	tur	لا تستطيع العيش بدون ماء.	Susuz yaşayamazsın.
ara	tur	لا تستطيعون أن تدخلوا جميعكم.	Hepiniz giremezsiniz.
ara	tur	لا تصنع أعذاراً	Bahaneler üretme.
ara	tur	لا تضع الكتب على الطاولة.	Kitapları masanın üstüne koyma.
ara	tur	لا تطرد أحدا.	Herhangi birisine ateş etmeyin.
ara	tur	لا تقلق. أنا لن أقول للشرطة.	Endişelenme. Polise söylemeyeceğim
ara	tur	لا تقلق. يمكنك أن تثق بي.	Merak etme. Bana güvenebilirsin.
ara	tur	لا تكن ولداً سيئاً.	Kötü bir çocuk olma.
ara	tur	لا تنسنا.	Bizi unutma!
ara	tur	لا توجد تلميذة من الفتياة	Kızlardan hiçbiri öğrenci değil.
ara	tur	لا تؤجل عمل اليوم إلى الغد.	Bugünün işini yarına bırakma!
ara	tur	لا ليس حقا.	Hayır, gerçek değil.
ara	tur	لأن الكلاب أكثر وفاء من القطط.	Çünkü köpekler kedilerden daha sadıktır.
ara	tur	لا نعلم كلمات الأغنية	Şarkının sözlerini bilmiyorum.
ara	tur	لا يبدو المكيف أنه يعمل.	Klima çalışıyor gibi görünmüyor.
ara	tur	لا يحترق البلاستيك بسهولة.	Plastik kolayca yanmaz.
ara	tur	لا يستطيع تحمل الحقيقة.	Gerçeğe dayanamaz.
ara	tur	لا يستطيع توم أن ينفي ما تتّهمه ماري بفعله.	Tom, Mary'nin onu yapmakla itham ettiğini inkar edemez
ara	tur	لا يطيق صبرا ليراك.	Seni görmek için sabırsızlanıyor
ara	tur	لا يعرفون عنواني	Adresimi bilmiyorlar.
ara	tur	لا يمكن أن يُتلاعب بي.	Ben manipüle edilmem.
ara	tur	لا يمكن توم تحملها	Tom buna katlanamaz.
ara	tur	لا يمكنني السماح بذلك.	Muhtemelen ona izin veremem.
ara	tur	لا يمكنني أن أتحدث الفرنسية على الإطلاق.	Hiçbir şekilde Farsça konuşamıyorum.
ara	tur	لا يمكنني تصديق ذلك!	İnanmıyorum!
ara	tur	لا ينبغي لتوم أن يكون خارجا حتى وقت متأخر.	Tom geç saatlere kadar dışarıda kalmamalıydı.
ara	tur	لا ينكسر البلاستيك بسهولة.	Plastik kolay kırılmaz.
ara	tur	لا يهتم أحد برأيك.	Kimse senin ne düşündüğüne aldırmaz.
ara	tur	لا يهم.	Önemli değil.
ara	tur	لا يوجد أسئلة حول هذا!	Bunun hakkında bir soru yok.
ara	tur	لا يوجد تعقّل زائد عن الحاجة.	Sağduyu asla çok fazla değildir.
ara	tur	لا يوجد دخان من غير نار.	Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
ara	tur	لا يوجد ما يمكن التفاوض عليه.	Müzakere edilecek hiçbir şey yok.
ara	tur	لدي الكثير من الأشياء الأخرى أريد القيام بها.	Yapmak istediğim bir sürü başka şeyler var.
ara	tur	لدي الكثير من الواجبات هذا اليوم.	Bugün, çok fazla ödevim var.
ara	tur	لدى توم زوجة وولد صغير.	Tom'un bir eşi ve küçük bir çocuğu var.
ara	tur	لديك خياران. ساو باولو أو ريو ديجينيرو	İki seçeneğin var. Sao Paulo ve Rio de Janeiro.
ara	tur	لدي كلب لونه أسود واسمه تيكي.	Benim bir köpeğim var. Rengi siyah ve ismi Tiki.
ara	tur	لديك مستقبل مشرق.	Senin parlak bir geleceğin var.
ara	tur	لدي نصف ما لديه من كتب فقط.	Bende onun sahip olduğu kitapların sadece yarısı var.
ara	tur	لديها ذوق سيء جداً في الألبسة.	Onun giyimde çok kötü zevki var.
ara	tur	لديها كتابٌ.	Onun bir kitabı var.
ara	tur	لديه كلب .	Onun bir köpeği var.
ara	tur	لديهم اربعة فصول في الصباح	Onların sabahleyin dört dersi var.
ara	tur	لست بذاك الكاتب.	Ben çok iyi bir yazar değilim.
ara	tur	لست بمسلم ، ولا علي الصيام، ولكن ما دمت أسكن في نفس الشقة فمراعة هذا التقليد مهم.	Müslüman değilim. Oruç tutmamalıyım. Ama aynı apartmanda yaşadığım sürece geleneği dikkate almak önemlidir.
ara	tur	لست سريعاً بما يكفي.	Yeterince hızlı değilsin.
ara	tur	لست معلماً.	Ben öğretmen değilim.
ara	tur	لست نادم على ما فعلت	Yaptığıma pişman değilim.
ara	tur	لقد أصبح حاقداً بعض الشيء بعد ترك زوجته له.	O, karısı onu terk ettikten sonra oldukça kindar oldu.
ara	tur	لقد أعطيتك معلومات أكثر مما ينبغي.	Zaten sana çok fazla bilgi verdim.
ara	tur	لقد أقلعت عن التدخين	Sigara içmekten vazgeçtim.
ara	tur	لقد انفصلنا.	Ayrıldık.
ara	tur	لقد أهنت	Rencide edildim.
ara	tur	لقد ترقيت	Terfi edildim.
ara	tur	لقد حدث هذا منذ زمن طويل.	O uzun zaman önce oldu.
ara	tur	لقد حدث هذا منذ وقت طويل.	O uzun zaman önce oldu.
ara	tur	لقد سئمت من أعذارك يا "توم"	Bahanelerinden bıktım, Tom.
ara	tur	لقد شفيت	Tedavi edildim.
ara	tur	للصراحة هذه ليست بالادق صحيحة	Aslında bu oldukça doğru değil.
ara	tur	لم أجد طريقة أخرى لأخبرك بذلك.	Bunu sana anlatmanın başka yolunu bulamadım.
ara	tur	لماذا أبي في المطبخ؟	Babam neden mutfakta?
ara	tur	لماذا السماء زرقاء؟	Gökyüzü neden mavidir?
ara	tur	لماذا أنت غاضب إلى هذا الحد هذه الليلة؟	Bu gece neden bu kadar sinirlisin?
ara	tur	لماذا أنت مذنِب؟	Sen neden suçlusun?
ara	tur	لماذا تبكين, يا حبيبتي؟	Aşkım! Neden ağlıyorsun?
ara	tur	لماذا تبكين, يا عزيزتي؟	Canım! Neden ağlıyorsun?
ara	tur	لماذا تَرْجَمْتَ هذه الجملة؟	Neden bu cümleyi çevirdin?
ara	tur	لماذا تقولين إنه فعل؟	Niye onun bir fiil olduğunu söylüyorsun?
ara	tur	لماذا تهتم بالتاريخ لهذه الدرجة؟	Tarihle niçin bu kadar ilgileniyorsun?
ara	tur	لماذا عليَّ أن أعتذر من توم؟	Neden Tom'dan özür dileyeyim?
ara	tur	لماذا لا أستطيع الاستماع	Ben neden duyamıyorum?
ara	tur	لماذا لا تحبني	Niçin beni sevmiyorsun?
ara	tur	لماذا لم تخبرني عن ماري؟	Bana neden Mary'yi anlatmadın?
ara	tur	لماذا يريد توم التحدث معي؟	Tom neden benim ile konuşmak istiyor?
ara	tur	لم أستطع اللحاق بالقطار.	Trene yetişemedim.
ara	tur	لم أستطع إنهائها.	Bunu bitiremedim.
ara	tur	لم أصدُق معك تماما.	Sana tamamen inanmıyorum.
ara	tur	لم أفعل ذلك الشيء من أجله.	Ben onu, onun için yapmadım.
ara	tur	لم أفعل ذلك الشيء من أجلها.	Ben onu, onun için yapmadım.
ara	tur	لم أكن أريد الذهاب	Gitmek istemedim.
ara	tur	لم أنت عابس؟	Neden somurtuyorsun?
ara	tur	لم أندم أبدا على أي شيء فعلته.	Yaptığım şeylerde asla pişmanlık duymadım.
ara	tur	لم أولد هنا لكن امضيت معظم طفولتي هنا	Burada doğmadım ama bütün çocukluğumu burada geçirdim.
ara	tur	لم أولد هنا لكن امضيت معظم طفولتي هنا	Burada doğmadım fakat çocukluğumun çoğunu burada geçirdim.
ara	tur	لم تأتِ بعد.	O henüz gelmedi.
ara	tur	لم حدث ذلك؟	Bu neden oldu?
ara	tur	لِمَ لَم تأكل حلواك؟	Neden çikolatanı yemedin?
ara	tur	لمن هذا الكتاب؟	Bu kitap kimin?
ara	tur	لم يتبقى إلا القليل.	Sadece birazı kaldı.
ara	tur	لم يتبقى لديك عذر.	Başka bahanen kalmadı.
ara	tur	لم يتخذ توم قراره بعد.	Tom henüz karar vermedi.
ara	tur	لم يصدقها أحد البتّة.	Hemen hemen hiç kimse ona inanmadı.
ara	tur	لم يعطني توم أية نقود.	Tom bana hiç para vermedi.
ara	tur	لم يعني توم ذلك.	Tom onu demek istemedi.
ara	tur	لم يغزو بوش العراق.	Bush asla Irak'a saldırmadı.
ara	tur	لم يقل توم شيئا ذا أهمية.	Tom önemli bir şey söylemedi.
ara	tur	لم يكن بإمكانك معرفة ذلك.	Sen onu bilemeyebilirdin.
ara	tur	لم يكن توم يستمع.	Tom dinlemiyordu.
ara	tur	لم يكن هذا ما أردت سماعه.	Duymak istediğim bu değildi.
ara	tur	لم ينطق و لم يبك ، بل خرج ساكنا.	O, ne konuştu nede ağladı, sessizce dışarı çıktı.
ara	tur	لم ينقاش توم عمله مع ماري بتاتا.	Tom işini Mary ile asla tartışmaz.
ara	tur	لن اتحرك.	Hareket etmeyeceğim.
ara	tur	لن آخذ هؤلاء الى الداخل .	Onları içeriye almayacağım.
ara	tur	لن أسامح نفسي إن حدث شيء لتوم.	Tom'a bir şey olduysa kendimi asla affetmeyeceğim.
ara	tur	لن أستطيع القدوم غدا.	Yarın gelemeyeceğim.
ara	tur	لن أفعلها ثانيةً.	Onu bir daha yapmayacağım.
ara	tur	لن تتأخر، أليس كذلك؟	Geç kalmayacaksın, değil mi?
ara	tur	لنتحدث حول السعادة.	Mutluluk hakkında konuşalım.
ara	tur	لن تستطيع اللحاق بالقطار.	Trene yetişemeyeceksiniz.
ara	tur	لن تموت هنا.	Burada ölmeyeceksin.
ara	tur	لنجرب هذه الخطة.	Bu planı deneyelim.
ara	tur	لنضبط ساعاتنا على نفس التوقيت.	Saatlerimizi aynı zamana ayarlayalım.
ara	tur	لن يستطيع توم مساعدتكم في فعل هذا الشيء اليوم.	Tom bugün bunu yapmanıza yardım edemeyecek.
ara	tur	لن يكون بوسعه القدوم بسبب مرضه.	Hasta olduğu için gelemez.
ara	tur	لهذا السبب جئت الى هنا.	İşte bu yüzden buraya geldim.
ara	tur	لوحات المفاتيح هذه لا تعمل.	Bu klavyeler çalışmıyor.
ara	tur	لوحة المفاتيح لا تعمل.	Klavye çalışmıyor.
ara	tur	لوحة مفاتيحكم تحتاج للتغيير.	Klavyenizin değiştirilmesi gerekir.
ara	tur	لو فقط كنت أطول بقليل!	Keşke biraz daha uzun olabilseydim
ara	tur	لو كان لي جناحان، لطرت لإنقاذها.	Uçmak için kanatlarım olsaydı, onu kurtarmaya giderdim.
ara	tur	لو كنتُ مكانك, كنتُ سأفعل نفس الشئ؟	Yerinde olsaydım aynı şeyi yapacaktım.
ara	tur	لوني المفضّل هو الأحمر.	Benim favori rengim kırmızı.
ara	tur	ليتني لم أخبر توم بمعرفتي بماري	Keşke Mary'yi tanıdığımı Tom'a söylemeseydim.
ara	tur	لي جرس وليس لي باب " الهاتف " .	"Zilim var, kapım yok." "Telefon."
ara	tur	ليس السمك لذيذاً.	Balık lezzetli değil.
ara	tur	ليس المؤمن الذي يشبع وجاره جائع إلى جنبه.	Komşusu açken tok yatan inançlı değildir.
ara	tur	ليس بإمكانكم أن تدخلوا جميعكم.	Hepinizin girmesi mümkün değil.
ara	tur	ليست كل الطيور قادرة على الطيران.	Bütün kuşlar uçmaya kadir değildir.
ara	tur	ليس لديك أصدقاء بما يكفي,أليس كذلك؟	Yeterli arkadaşın yok, değil mi?
ara	tur	ليس لدي لوحة مفاتيح إنجليزية.	İngilizce klavyem yok.
ara	tur	ليس لدينا كهرباء.	Elektriğimiz yok.
ara	tur	ليس من الضروري فعل ذلك.	Onu yapmaya gerek yok.
ara	tur	ليس مهماً.	Önemli değil.
ara	tur	ليس هناك ß في لوحة المفاتيح السويسرية.	İsviçre klavyesinin ß'si yoktur.
ara	tur	ليس هناك قهوة كافية.	Yeterince kahve yok.
ara	tur	ليس هناك قهوة كافية.	Yeterli kahve yok.
ara	tur	ليس هناك وقت للأسئلة.	Sorular için zaman yok.
ara	tur	ليلة سعيدة!	İyi geceler!
ara	tur	ليلة سعيدة.	İyi geceler.
ara	tur	ليلة سعيدة يا أُم.	İyi geceler, anne.
ara	tur	ما الرياضة التي تفضل مشاهدتها؟	Seyretmek için favori sporun nedir?
ara	tur	ما الفرق بين الكمان والبيانو؟ البيانو يحترق مدة أطول.	Keman ve piyano arasındaki fark nedir? Piyano daha uzun süre yanar.
ara	tur	مات توم في ٢٠١٣.	Tom 2013'te öldü.
ara	tur	ماذا تأكل في الفطور؟	Kahvaltıda ne yersin?
ara	tur	ماذا تأكلون في بلادكم	Ülkenizde ne yiyorsunuz?
ara	tur	ماذا تريد؟ أنا أريد حيوان.	Ne istiyorsun? Bir hayvan istiyorum.
ara	tur	ماذا تزرع؟	Ne ekiyorsun?
ara	tur	ماذا تشبه؟	O neye benzer?
ara	tur	ماذا تصنع؟	Ne pişiriyorsun?
ara	tur	ماذا تصنع؟	Ne yemek yapıyorsun?
ara	tur	ماذا تفعل بأوقات فراغك؟	Boş zamanlarında ne yaparsın?
ara	tur	ماذا تقرأ؟	Ne okuyorsun?
ara	tur	ماذا تنظف؟	Ne temizliyorsun?
ara	tur	ماذا سنفعل ؟	Ne yapacağız?
ara	tur	ماذا كنتِ ستفعلينَ لو كُنتِ أصغر بعشر سنين؟	On yaş daha genç olsaydın ne yapardın?
ara	tur	ماذا يريد أن يفعل؟	Ne yapmak istersin?
ara	tur	ماذا يفعل الآن توم؟	Tom şimdi ne yapıyor
ara	tur	ما رأيك بشأن سلوكه ؟	Onun tavrı hakkında ne düşünüyorsun?
ara	tur	ماري تمهلي هذا خطر جداً.	Bekle Mary, o çok tehlikeli!
ara	tur	ماري جذّابة	Mary çekicidir.
ara	tur	ماري لها فم ليس لها لسان.	Mary'nin ağzı var dili yok.
ara	tur	ما زال توم مجرد طفل.	Tom hâlâ sadece bir bebek.
ara	tur	ما زلت مشغولًا.	Hâlâ meşgulüm.
ara	tur	ما قاله عن إنجلترا صحيح.	Onun İngiltere hakkında söylediği doğrudur.
ara	tur	ما لا يقتلني يجعلني أقوى.	Beni öldürmeyen şey, beni daha güçlü kılar.
ara	tur	ما مهنتك؟	Hangi işle meşgulsün?
ara	tur	ما نمت منيح مبارح	Geçen gece fazla uyumadım.
ara	tur	ما هو برنامجك التلفزيوني المفضل؟	Hangi TV programı en çok seversiniz?
ara	tur	ماهي مدة إقامتك هنا؟	Burada ne kadar süre kalacaksın?
ara	tur	ما يأتي سهلا يذهب سهلا.	Haydan gelen huya gider.
ara	tur	مايك، هل هذا هو كتابك؟	Bu senin kitabın mı, Mike?
ara	tur	متى حاول توم أن يفعل ذلك؟	Tom onu ne zaman yapmayı denedi?
ara	tur	متى سوف تتصل	Ne zaman aradın?
ara	tur	متى كانت آخر مرة غيرت فيها كلمة السر خاصتك ؟	En son ne zaman şifreni değiştirdin?
ara	tur	محكم عليه بالإعدام.	İdama mahkum oldu.
ara	tur	محمد صلى الله عليه وسلم ولد في مكة	Muhammed (s.a.v.) Mekke'de doğdu.
ara	tur	مدينتي ملاصقة للمحيط.	Bulunduğum şehir okyanus ile dip dibedir.
ara	tur	مرحباً!	Merhaba!
ara	tur	مرحباً بك!	Hoş geldiniz!
ara	tur	مرض السرطان هو عدو البشريه الأكبر	Kanser hastalığı insanlığın en büyük düşmanıdır.
ara	tur	مستحيل ان يتجاوز توم الامتحان	Tom'un sınavı geçmesi imkansız.
ara	tur	مستشفى، من فضلك؟	Bir hastane, lütfen?
ara	tur	مشاهدة التلفاز ممتعة	TV seyretmek eğlencelidir.
ara	tur	معاداة السامية هي اشتراكية الحمقى.	Antisemitizm aptalların sosyalizmidir.
ara	tur	مع انني كنت جالساً تحت الشمس، ولكن كنت أشعر بالبرد.	Güneşin altında oturmama rağmen üşüdüm.
ara	tur	معدلات الكولسترول في دمي عالية.	Kanımdaki kolestrol seviyesi yüksektir.
ara	tur	مقارنة بالبارحة الجو اليوم أجمل.	Düne nazaran bugün hava daha güzel.
ara	tur	مقدرة الطفل الموسيقية هل هي شيء وراثي ؟	Bir çocuğun müzik yeteneği irsi midir?
ara	tur	ممكن ان تأذيه	Ona zarar verebilirdin.
ara	tur	من أتى لرؤيتنا في برمنجهام؟	Bizi Birmingham'da kim görmeye geldi?
ara	tur	من أذن لتوم باستعارة سيارتي?	Bisikletimi ödünç almak için Tom'a kim izin verdi?
ara	tur	من الأفضل العودة إلى السيارة.	Arabaya dönsen iyi olacak.
ara	tur	من الجميل بأن تشعر بأنه مرغوب بك	Arandığını hissetmek güzel.
ara	tur	من الحجر و الحديد , طعامه من العجين , يشبع جميع الدنيا ولا يشبع نفسه فما هو ؟ " المخبز _ الفرن " .	"Taştandır demirdendir, Yediği hamurdandır, Bütün dünyayı doyurur, Kendi doymaz nedendir?" "Fırın."
ara	tur	من الذي في القطار؟	Trendeki kim?
ara	tur	من الرئيس هنا؟	Kim burada başkan?
ara	tur	من الصعب الاستيقاظ صباحاً	Sabahları erken kalkmak zor.
ara	tur	من المستحيل أن انساك	Seni unutmak mümkün değil.
ara	tur	من الواضح أنه على الحقّ	Onun haklı olduğu açıktır.
ara	tur	منحته الجامعة دكتورة فخرية	Üniversite ona fahri doktora unvanı verdi.
ara	tur	من شأن هذا الدواء أن يخفف من شأن حدة صداع رأسك.	Bu ilaç baş ağrını geçirecek.
ara	tur	من عرف نفسه فقد عرف ربه.	Benliğini tanıyan, yaratıcısını tanır.
ara	tur	من عرف نفسه فقد عرف ربه.	Nefsini bilen Rabb'ini bilir.
ara	tur	من غير مزاح!	Şaka bir yana!
ara	tur	من فضلك أعطني قلماً و بضعة أوراق.	Bana bir kalem ve birkaç kâğıt verir misiniz lütfen?
ara	tur	من فضلك أقفل الباب بهدوء.	Lütfen kapıyı sessizce kapat.
ara	tur	من فضلك تكلم ببطئٍ أكثر.	Lütfen daha yavaş konuşun.
ara	tur	من يحب الورود يتحمل شوكها.	Gülü seven dikenine katlanır.
ara	tur	من يقرا كثـيراً يـعرِف كثــيراً.	Çok okuyan çok bilir.
ara	tur	من يملك هذه الفِلّا؟	Bu villanın sahibi kim?
ara	tur	مَوقِفي أقنَعَهُم.	Benim tavrım onları ikna etmişti.
ara	tur	مؤلف الكتاب لساته صغير بالعمر	Bu kitabın yazarı hâlâ genç.
ara	tur	نبدأ الدروس يوم الإثنين القادم.	Derslere önümüzdeki pazartesi başlıyoruz.
ara	tur	نترجم الجمل إلى اللغات الأخرى.	Biz, cümleleri başka dillere tercüme ediyoruz.
ara	tur	نتفلكس متوفر الآن في أروبا.	Netflix artık Avrupa'da kullanılabilir.
ara	tur	نتكلم كثيرا هل هذا صحيح	Çok konuşuyoruz, değiI mi?
ara	tur	نجا توم.	Tom hayatta kaldı.
ara	tur	نجحت التجربة.	Deney başarılıydı.
ara	tur	نجحت الحملة وفاز هو في الإنتخابات.	Kampanya başarılıydı ve o seçimi kazandı.
ara	tur	نجحوا في حل المشكلة.	Sorunu çözmeyi başardılar.
ara	tur	نحن أحرار!	Özgürüz!
ara	tur	نحن بالغون	Biz yetişkiniz.
ara	tur	نحن ذاهبون الى المقبرة	Biz mezarlığa gidiyoruz.
ara	tur	نحن على وشك الهبوط	Biz inmek üzereyiz.
ara	tur	نحن في الطريق.	Yoldayız.
ara	tur	نحن في مكتبةٍ.	Bir kütüphanedeyiz.
ara	tur	نحنُ لسنا الوحيدين الذين يعتقدون أنهُ غير مذنب.	Onun suçlu olmadığını düşünen sadece biz değiliz.
ara	tur	نحن لم نكوّنه.	Onu biz yaratmadık.
ara	tur	نحن نعود إلى السفينة.	Gemiyle dönüyoruz.
ara	tur	نحن نعيش في مجتمع.	Bir toplumda yaşıyoruz.
ara	tur	نريد أن نذهب	Gitmek istiyoruz.
ara	tur	نريدك ان تنضم لنا	Bize katılmanızı istiyoruz.
ara	tur	نُزل "هيلتون"، من فضلك.	Hilton Oteli, lütfen.
ara	tur	نشالله هالسنة بتكون حلوة عليك	İnşallah harika bir yıl geçirirsin.
ara	tur	نشيط كالنمل.	Karınca gibi çalışın.
ara	tur	نظر توم الى محفظته	Tom ajandaya baktı.
ara	tur	نعم، سيكفي الحليب حتى يوم الجمعة.	Evet, süt cumaya kadar yeter.
ara	tur	نُفِى توم من البلدة.	Tom kasabadan sürüldü.
ara	tur	هذا أغرب شيء تناولته على الإطلاق.	Bu şimdiye kadar yediğin en tuhaf şey.
ara	tur	هذا البناء أزرق.	Bu bina mavi.
ara	tur	هذا التلفاز ’ صنع في كوريا	Bu TV, Kore'de yapıldı.
ara	tur	هذا الجبل ليس عاليا جدا	Bu dağ çok yüksek değil.
ara	tur	هذا الحذاء لا يليق بهذه الألبسة	O ayakkabılar bu takım elbiseyle gitmez.
ara	tur	هذا الشخص فنان.	Bu adam bir sanatçı!
ara	tur	هذا العنكبوت سامٌّ لأقصى درجة.	Bu örümcek son derece zehirlidir.
ara	tur	هذا المكان كبير، أليس كذلك؟	Bu yer geniş, öyle değil mi?
ara	tur	هذا تخريب.	Bu sabotajdır.
ara	tur	هذا جيد جدا	Bu çok iyi.
ara	tur	هذا حقا حديث جيد	O gerçekten iyi konuşur.
ara	tur	هذا حي سيء.	Bu çok kötü bir mahalle.
ara	tur	هذا سر.	Bu bir sır.
ara	tur	هذا سوال غريب.	Bu tuhaf bir sorun.
ara	tur	هذا غير أخلاقي.	Bu ahlak dışı.
ara	tur	هذا فقط ما يقلقني.	O benim yegane kaygım.
ara	tur	هذا قَلَم لوسيا.	Bu Lucia'nın kalemi.
ara	tur	هذا ليس طبيعياً.	Bu normal değil.
ara	tur	هذا ليس نمراً.	Bu bir kaplan değil.
ara	tur	هذا هو الكتاب الذي قلت لك عنه.	Bu sana bahsettiğim kitap.
ara	tur	هذا هو بيتي.	Bu benim evimdir.
ara	tur	هذه الثلاجة ثقيلة جدا	Bu buzdolabı çok ağır.
ara	tur	هذه الجملة منفية	Bu cümle olumsuz.
ara	tur	هذه الساعة تشبه ساعتي التي فقدتها البارحة.	Bu saat,dün kaybettiğim saatle aynı.
ara	tur	هذه حبة اجاص	Bu bir armut.
ara	tur	هذه كمثرى	Bu bir armut.
ara	tur	هذه ملاحظة في غاية الأهمية.	Bu, çok önemli bir nokta.
ara	tur	هرب الرجل بعد أن رأى الشرطي.	Adam polisi görünce kaçtı.
ara	tur	هل استطعت حل المشكلة؟	Sorunu halledebildin mi?
ara	tur	هل أستطيع الحصول على رقم هاتفك؟	Telefon numaranızı alabilir miyim?
ara	tur	هل أعادوا لك وظيفتك؟	Onlar sana işini geri verdi mi?
ara	tur	هل أعجبكِ الأكلُ؟	Yemeği beğendin mi?
ara	tur	هل الركض هنا خطر ؟ .	Burada koşmak tehlikeli mi?
ara	tur	هل المصرف بعيد عن هنا؟	Banka buraya uzak mı?
ara	tur	هل أمك في البيت الآن؟	Şimdi annen evde mi?
ara	tur	هل أنت صينية أم يابانية؟	Çinli misin yoksa Japon musun?
ara	tur	هل انت ضد الاجهاض ؟	Kürtaja karşı mısınız?
ara	tur	هل انت متأكد	Emin misin?
ara	tur	هل انت متزوج؟	Evli misin?
ara	tur	هل أنت من كوكب لا تعيش فيه إلا النساء؟	Sadece kadınların yaşadığı bir gezegenden misin?
ara	tur	هل أنت نادم؟	Pişman mısın?
ara	tur	هل تتهم 'توم' بالتخريب؟	Tom'u sabotajla mı suçluyorsun?
ara	tur	هل تدرس اللغة الانكليزية كل يوم	Her gün İngilizce mi çalışıyorsunuz?
ara	tur	هل ترغب في السفر إلى الخارج؟	Yurt dışına gitmek ister misin?
ara	tur	هل تركت إكرامية؟	Bahşiş bıraktın mı?
ara	tur	هل تريد سمكاً؟	Balık ister misin?
ara	tur	هل تستطيع التحدث باللغة الفرنسية ؟ لا . لكني استطيع التحدث باللغتين الانجليزية والألمانية	"Fransızca konuşmayı biliyor musun?" "Hayır, ama İngilizce ve Almanca konuşabiliyorum."
ara	tur	هل تستطيع أن تكتشف الدوحة في الخريطة؟	Doha'yı haritada bulabilir misin?
ara	tur	هل تسكن في لبنان؟	Lübnan'da mı yaşıyorsun?
ara	tur	هل تشربون؟	İçiyor musun?
ara	tur	هل تعرف ماذا يعني عندما يعطي الرجل المرأة خاتماً؟	Bir erkek bir kadına bir yüzük verirse bunun ne demek olduğunu biliyor musun?
ara	tur	هل تعرف ماذا يعني عندما يهدي الرجل المرأة خاتماً؟	Bir erkek bir kadına bir yüzük verirse bunun ne demek olduğunu biliyor musun?
ara	tur	هل تعرفني؟	Sen beni tanıyor musun?
ara	tur	هل تعلم أن الرجال الذين يتناولون حبوب منع الحمل بانتظام لا يحمِلُون؟	Düzenli bir şekilde doğum kontrol hapı alan erkeklerin hamile kalmadıklarını biliyor muydun?
ara	tur	هل تعمل لوحة المفاتيح؟	Klavye çalışıyor mu?
ara	tur	هل رأيت في حياتك " ابن عرس " على الحقيقة ؟ .	Sen daha önce hiç canlı bir gelincik gördün mü?
ara	tur	هل رخصتك معك؟	Ehliyetin yanında mı?
ara	tur	هل سافرت لوحدك قط؟	Hiç tek başına seyahat ettin mi?
ara	tur	هل سبق لك ان كنت خارج البلد ؟	Daha önce hiç ülke dışında bulundun mu?
ara	tur	هل ستكون في المنزل لتناول العشاء؟	Akşam yemeği için evde olacak mısın?
ara	tur	"هل سيأتي علي؟" "سيأتي غصباً عنه."	"Ali gelecek mi?" "Tıpış tıpış gelecek."
ara	tur	هل سيد العبيد هنا؟	Bay El-Ubeyd burada mı?
ara	tur	هل شاهدت التلفاز الليلة الماضية؟	Dün gece televizyon izledin mi?
ara	tur	هل صنعت هذا بنفسك؟	Bunu tek başına mı yaptın?
ara	tur	هل عشتم لحظات سعادة كافية في مرحلة طفولتكم	Çocukluğunuzda bolca mutlu anınız oldu mu?
ara	tur	هل فهموا؟	Anladılar mı?
ara	tur	هل كان بإستطاعتك حل المشكلة؟	Sorunu halledebildin mi?
ara	tur	هل كان "توم" دائما بدينًا	Tom her zaman şişman mıydı?
ara	tur	هل كان ذلك زلزالا؟	Bu deprem miydi?
ara	tur	هل كتبت هذا الكتاب؟	Bu kitabı sen mi yazdın?
ara	tur	هل كسرت هذه	Bunu sen mi kırdın?
ara	tur	هل لديك إبرة و خيط؟	İğne ve ipliğin var mı?
ara	tur	هل لديك شيء لتريني إياه؟	Bana gösterecek bir şeyin var mı?
ara	tur	هل لديك ما تقوله بخصوص هذا الأمر؟	Bununla ilgili söylemek istediğin bir şey var mı?
ara	tur	هل لديه بطاقة شخصية (هوية شخصية - بطاقة تعريف)	Kimliğin var mı?
ara	tur	هل لديه حبيبة؟	Kız arkadaşın var mı?
ara	tur	هل لك أن تجلس؟	Oturabilir misin?
ara	tur	هل لك أن ترد على الهاتف؟	Telefonuna verecek misin?
ara	tur	هل لك أن تنتظر؟	Bekleyebilir misin?
ara	tur	هل لي أن أنزل؟	İnebilir Miyim?
ara	tur	هل من الصحيح أنه أراد الذهاب لألمانيا؟	Ama bu doğru o Almanya'ya gitmek istedi?
ara	tur	هل هذه الحديقة مفتوحة للعوام ؟	Bu park halka açık mıdır?
ara	tur	هل هناك حياة على كوكب المريخ؟	Mars'ta hayat var mıdır?
ara	tur	هل هناك ما يحدث؟	Bir şey oluyor mu?
ara	tur	هل وجدت ما كنت تبحث عنه؟	Aradığın şeyleri buldun mu?
ara	tur	هل يصدق أحد توم فعلا؟	Gerçekten Tom'a herkes inanıyor mu?
ara	tur	هل يعاملون بالعدل	Onlara adil davranılıyor mu?
ara	tur	هل يمكنك أن تحضرها؟	Onu getirebilir misin?
ara	tur	هل يمكنك أن تدلني على الطريق إلى محطة الباص؟	Bana otobüs durağını tarif eder misiniz?
ara	tur	هل يمكنك أن تعطي تقريراً كاملاً حول ما حدث؟	Ne olduğu hakkında tam bir rapor verebilir misin?
ara	tur	هل يمكنك أن تفهم هذه اللغة؟	Bu dili anlayabilir misin?
ara	tur	هل يمكنكم تخيل كيف ستكون الحياة بدون تلفزيون؟	Televizyonsuz hayatın nasıl olabileceğini hayal edebiliyor musunuz?
ara	tur	هل يهم ما أعتقد	Ne düşündüğümün önemi var mı?
ara	tur	هل يوجد دواء للغباء ؟	Aptallık için bir tedavi var mı?
ara	tur	هم إخوتي.	Onlar benim erkek kardeşlerim.
ara	tur	هم لا يفعلون هذا.	Onlar bunu yapmazlar.
ara	tur	هم مدمني الكحول.	Onlar alkolik.
ara	tur	هناك أناس في المتنزه.	Parkta insanlar var.
ara	tur	هناك ذبابة في القهوة.	Kahvede bir sinek var.
ara	tur	هناك ما يقارب 2000 طالب في مدرستي الثانوية.	Lisemde yaklaşık 2000 tane öğrenci var.
ara	tur	هن مدمنات الكحول.	Onlar alkolik.
ara	tur	هو,البارحة حُرِّرَ من الحبس.	O, dün gözaltından serbest bırakıldı.
ara	tur	هو خارج مكانه.	O yerinde değil.
ara	tur	هو، خرج للمشي قبل فطور الصباح.	O, kahvaltıdan önce bir yürüyüşe çıktı.
ara	tur	هو في الصف العاشر.	O, onuncu sınıfta okuyor.
ara	tur	هو في القطار.	O, trende.
ara	tur	هؤلاء الذين لا يردنا الذهاب، لا ضرورة لهم الذهاب.	Gitmek istemeyen insanlar gitmek zorunda değil.
ara	tur	هو يتعقب توم	O, Tom'u takip edecek.
ara	tur	هو يتكلم خمس لغات اجنبية , لكن اذا اراد ان يشتم يتحدث بلغته الام	O, beş yabancı dil konuşur ama o küfretmek istediğinde annesinin dilinde konuşur.
ara	tur	هو يدرس الحقوق في هارفرد.	O, Harvard'da hukuk okuyor.
ara	tur	هو، يذهب للغابة في منتصف الليل والآن يتصرف وكأنه يخاف من الظلمة.	O, gecenin ortasında ormana gider ve şimdi karanlıktan korkuyormuş gibi davranıyor.
ara	tur	هو يعرف ذلك مسبقا.	O bunu zaten biliyor.
ara	tur	هو يغسل سيارته.	O, arabasını yıkıyor.
ara	tur	هي بنتٌ.	O bir kız.
ara	tur	هي تتحدث القليل من العربية.	O biraz Arapça konuşur.
ara	tur	هي تتكلم القليل من العربية.	O biraz Arapça konuşur.
ara	tur	هي تحبّ أطفالها.	O, çocuklarını sever.
ara	tur	هي تريد أن ترقص	Dans etmek istiyor.
ara	tur	هي راكبة أمواج.	O bir sörfçü.
ara	tur	هيه! ذاك أمريكي يتحدث الأويغورية! أسرع وتعال هنا لتفتيش حاسوبه!	Hey! Burada Uygurca konuşan bir Amerikalı var. Bilgisayarını araştırmak için çabuk buraya gel.
ara	tur	و أخيراً أتى.	Sonunda geldi.
ara	tur	والآن : 13 ساعة بدون انترنت	Ve şimdi: İnternet olmadan on üç saat.
ara	tur	واه ! ماذا حدث	Hey, ne oldu?
ara	tur	وجدت حلا!	Bir çözüm buldum!
ara	tur	وصف توم كيف أنه كان قادرا على الهرب من الغرفة المغلقة.	Tom onun kilitli bir odadan nasıl kaçabildiğini tarif etti.
ara	tur	وصل الباس بدقيقتان ابكر	Otobüs iki dakika erken geldi.
ara	tur	وصلنا الى الحديقة بعد مشي لمدة خمس دقائق	Yürüyerek beş dakikada parka vardık.
ara	tur	وضع توم الزبدة على خبزه المحمص.	Tom tostuna tereyağı sürdü.
ara	tur	وعدتني أن تعود قبل الصيف.	Yaz gelmeden döneceğine söz verdin
ara	tur	وعسى أن تكرهوا شيئا وهو خير لكم وعسى أن تحبوا شيئا وهو شر لكم والله يعلم وأنتم لا تعلمون.	Hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için iyi, hoşunuza giden bir şey de sizin için kötü olabilir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.
ara	tur	وفاته خسارة كبيرة لشركتنا .	Onun ölümü, firmamız için büyük bir kayıptır.
ara	tur	وقف "توم" على رجليه وخرج من الغرفة.	Tom ayağa kalktı ve odadan çıktı.
ara	tur	وقف و إصبعه في فمه.	O parmağı ağzında durdu.
ara	tur	و لا تنسَ سقاية المزروعات.	Bitkileri sulamayı unutma.
ara	tur	ولكن أنا أفهم ما يقول.	Ancak onun dediğini anlıyorum.
ara	tur	ويكيبيديا هي أفضل موسوعة على الإنترنت.	Vikipedi, İnternet'teki en iyi ansiklopedidir.
ara	tur	ويمكرون ويمكر الله والله خير الماكرين.	Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.
ara	tur	يأتي العديد من السياح الى هذه الجزيرة كل سنة .	Bu adaya her yıl birçok turist gelir.
ara	tur	يأكل الكلب طعامه.	Köpek yemeğini yiyor.
ara	tur	يا له من كتاب شيق!	Ne ilginç bir kitap!
ara	tur	يا ليتني عندي أصدقاء كثر.	Keşke çok arkadaşım olsa.
ara	tur	يبدو أن توم يتعرض لنوبة قلبية.	Tom kalp krizi geçiriyor gibi görünüyor.
ara	tur	يبدو ان توم يريد ان يتعلم اللغة الفرنسية	Tom görünüşe göre Fransızca öğrenmek istiyor.
ara	tur	يبدو غامضا حول ما أراد فعله.	O, yapmak istediği şey hakkında kararsız görünüyordu.
ara	tur	يبدو لي أن القطار تأخر.	Bana öyle geliyor ki tren geç kaldı.
ara	tur	يبعد منزلها بضع كيلومترات فقط من هنا.	Onun evi buradan sadece birkaç kilometre uzaklıktadır.
ara	tur	يبلغ عدد سكان البلد حوالي خمسين مليون نسمة.	Ülke nüfusu yaklaşık elli milyona ulaştı.
ara	tur	يتم اصلاح سيارتي الآن	Arabam tamir ediliyor.
ara	tur	يتمشّى توم مع كلبه مرة واحدة في اليوم على الأقل.	Tom köpeğini günde en az bir kere gezdirir.
ara	tur	يتوجب علينا إعادة البحث في هذا الحدث المثير للجدل.	Bu tartışmalı olayı yeniden incelememiz gerek.
ara	tur	يجب أن أبدل (ملابسي)	Değiştirmek zorundayım.
ara	tur	يجب أن أفرش أسناني	Dişlerimi temizlemek zorundayım.
ara	tur	يجب أن أنظف الحديقة	Bahçeyi temizlemek zorundayım.
ara	tur	يجب أن أنظف المنزل	Evi temizlemek zorundayım.
ara	tur	يجب أن أنظف شقتي	Dairemi temizlemek zorundayım.
ara	tur	يجب أن أنظف غرفتي	Odamı temizlemek zorundayım.
ara	tur	يجب أن تتعلم من أخطائك.	Hatalarından ders almalısın.
ara	tur	يجب أن تساعدها و بسرعة!	Ona yardım etmelisin, ve çabucak!
ara	tur	يجب أن تنظف غرفتك	Odanı temizlemek zorundasın.
ara	tur	يجب أن نذهب	Gitmek zorundayız.
ara	tur	يجب أن نُعطي توم فرصة.	Tom'a bir şans vermemiz gerek.
ara	tur	يجب ان ينتهي هذا الاحتكار	Bu tekel bitmeli.
ara	tur	يجب على الذكور أن يعمل	Erkekler çalışmalı.
ara	tur	يجب عليك الذهاب إلى الحفلة.	Partiye gitmek zorundasın.
ara	tur	يجب عليك مساعدتها و على الفور.	Ona yardım etmelisin, ve çabucak!
ara	tur	يجب عليك مساعدتها و فورا.	Ona yardım etmelisin, ve çabucak!
ara	tur	يحب قطي لوحة مفاتيحي.	Kedim klavyemden hoşlanır.
ara	tur	يحبون الرقص.	Dans etmeyi severler.
ara	tur	يحتمل أن توم لا يحبك.	Tom muhtemelen seni sevmiyor.
ara	tur	يدرس التاريخ في الجامعة.	Üniversitede tarih bölümünde okuyor.
ara	tur	يرتفع تعاطي الكحول سنويّا.	Alkol tüketimi her sene artıyor.
ara	tur	يريد توم الحديث عن ما حدث.	Tom ne olduğu hakkında konuşmak istiyor.
ara	tur	يريد توم الذهاب إلى أستراليا.	Tom Avustralya'ya gitmek istiyor.
ara	tur	يريد توم أن يراك قبل أن تغادر.	Tom, sen ayrılmadan önce seni görmek istiyor.
ara	tur	يريدون محادثة توم فقط.	Onlar sadece Tom'la konuşmak istiyor.
ara	tur	يسأل أسئلة سخيفة في كل وقت.	O her zaman aptal sorular soruyor.
ara	tur	يستطيع التكلم بالفرنسية أيضا.	Fransızca da konuşuyour.
ara	tur	يشعر توم بالمسؤولية عما حدث.	Tom olanlar için sorumlu hissediyor.
ara	tur	يشكو طول الوقت.	Her zaman şikâyet eder.
ara	tur	يصدر هذا المصباح ضوءا ساطعا.	Bu lambanın çok parlak bir ışığı var.
ara	tur	يعتقد بوش بأنه مرسل من الله ليقيم العدالة على وجه الأرض.	Bush yeryüzünde adaleti tesis etmek Allah tarafından gönderildiğini düşünüyor.
ara	tur	يعجبني أسلوبك.	Üslubun hoşuma gitti.
ara	tur	يعجبني فيك شجاعتك.	Cesaretine hayranım
ara	tur	يعيش البدو في الصحراء.	Bedeviler çölde yaşar.
ara	tur	يقال أنها درست الترجمة في المانيا.	Onun Almanya'da çeviri okuduğu söyleniyor.
ara	tur	يقال انها طباخة ماهرة.	O çok iyi bir aşçıymış.
ara	tur	يقال أنه درس الترجمة في المانيا.	Onun Almanya'da çeviri okuduğu söyleniyor.
ara	tur	يقدم الإفطار بين ٧ و ٩.	Kahvaltı saat 7 ile 9 arasında servis edilmektedir.
ara	tur	يقرأ الصبي كتابه.	Oğlan, kitabını okuyor.
ara	tur	يقع هذا الفندق في مكان مناسب فيما يخص النقل العمومي.	Bu otel, toplu taşımaya uygun bir yerde bulunuyor.
ara	tur	يقول توم أنه يُمضي وقتا رائعا.	Tom, harika zaman geçirdiğini söylüyor.
ara	tur	يلعب الحظ دورا هاما في الحياة.	Şans, hayatta önemli bir rol oynar.
ara	tur	يمكن أن يحدث هذا لأي شخص.	Bu herkese olabilirdi.
ara	tur	يمكننا أن نوصله الليلة.	Onu bu gece teslim edebiliriz.
ara	tur	يمكنها ان تَعُدَّ من الواحد إلى العشرة.	O, birden ona kadar sayabilir.
ara	tur	يمكنه الركض لمسافة 100 متر في أقل من 10 ثوان.	O, on saniyeden daha az bir süre içinde yüz metre koşabilir.
ara	tur	ينتشر في الماء , ويغمى عليه في اليابسة . "" السمك "" .	"Suda yayılır, karada bayılır." "Balık."
ara	tur	يوجد امرأة تقرأ في المكتبة	Bir kadın kütüphanede kitap okuyor.
ara	tur	يوجد خدشة هنا، فهل تستطيع اعطائي حسم؟	Burada çizik var. İndirim verebilir misiniz?
ara	tur	يوقظني الديك وطيور أخرى في الصباح.	Sabahları horoz ve diğer kuşlar beni uyandırıyor.
ara	tur	يوما الإثنين والثلاثاء القادمين عطلة.	Önümüzdeki pazartesi ve salı günleri tatil.
arq_Latn	tur	kul aghrum acherab elma.	Ekmek ye ve su iç.
arq_Latn	tur	kul aghrum acherab elma.	Ekmek yiyip su iç.
